Peker, Tevfik Can2026-04-162026-04-1620252147-9305https://hdl.handle.net/20.500.12469/7969https://search.trdizin.gov.tr/en/yayin/detay/1394794The main objective of this article is to explore how the relationship between religion and the state in Turkey has been historically shaped from the Ottoman period to the early years of the Republic, within the framework of the mode of production and the resulting socio-political structures. A main problem in this context is whether a Western-style feudal system existed in Turkey. The article discusses the nature of the Ottoman mode of production and concludes that, following a primitive form of feudalism, a distorted and specific version of feudalism emerged-one that diverged from the classical Western model due to eceonomic dependency relations. On the other hand, religion is analysed both in terms of its institutional relationship with political power and its socio-economic functions. In the classical era of the Ottoman Empire, religion was integrated under the dominance of sultan’s authority. Although, as the economic system began to deteriorate, this relationship was transformed: religion increasingly became one of the elements which constrain political authority. The early Republican period focused on reshaping this inherited dynamic, by redefining the role of religion in society and its connection to land tenure. Although land reform aimed to dissolve the lingering feudal structures, its failure prevented full transformation, resulting in a form of laicité that remained detached from broad social foundations.Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de din-devlet arasındaki ilişkinin nasıl biçimlendiğini Osmanlı Devleti’nden cumhuriyetin erken dönemlerine kadarki tarihsel süreç içerisinde üretim biçimi ve onun sonucu olan toplumsal ve siyasal yapı bağlamında ele almaktır. Bu bakımdan öncelikli sorun tarihsel süreçte Türkiye’de Batı tarzı bir feodal yapı bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Bu bakımdan Osmanlı üretim biçiminin niteliğine ilişkin tartışmalar genel hatlarıyla ele alınmıştır. Bu doğrultuda Türkiye’de, ilkel bir feodalitenin ardından kendine özgü koşulları ve ekonomik bağımlılık ilişkileri içerisinde Batı’dan ayrışan, bir anlamda bozulmuş bir feodal yapı oluştuğu görülmüştür. Din ise bu yapı içerisinde hem siyasal iktidarlar kurduğu ilişki hem de toplumsal fonksiyonları açısından değerlendirilmiştir. Dinin, öncelikle Osmanlı’nın klasik döneminde siyasal iktidar ile kurduğu ilişki, ekonomik sistemin bozulması ile farklı bir hal almıştır. Siyasal iktidarın baskınlığı üzerine kurulu olan din ve devlet bütünleşmesi yerini, siyasal iktidarın din tarafından sınırlandırıldığı bir düzene bırakmıştır. Cumhuriyet dönemi ise Osmanlı’dan kalan dinamiğin yeniden biçimlendirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu bakımdan dinin toplum üzerindeki etkisi ve bunun toprak düzeni ile olan ilişkisinin dönüştürülmesi gerekliliği kendisini göstermiştir. Bu noktada sanayileşme ve toprak reformu tartışmaları gündeme gelmiştir. Toprak reformu, toplumu etkileyen feodal ilişkilerin çözülmesini amaçlamaktadır. Ancak onun başarısızlığı, bu ilişkilerin tasfiye edilememesine neden olmuş ve Türkiye’de laikliğin toplumsal tabandan ayrık bir biçimde benimsenmesi sonucunu doğurmuştur.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessTarihHukukSiyasi BilimlerTürkiye’de Toprak Düzeni ve LaiklikLand Tenure and Laicité in TurkeyArticle