Browsing by Author "Torlak, Mustafa"
Now showing 1 - 1 of 1
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Siyonizmin Penceresinden Arap-israil Çatışmalarının Orta Doğu'daki Güç Dengesine Yansımaları(Kadir Has Üniversitesi, 2010) Torlak, Mustafa; Özgöker, Uğurİçinde yaşadığımız 21. yüzyılda Uluslararası arenada gündem o kadar hızlı değişmektedir ki kamuoyu bir gün yaşananları ertesi gün unutur ve gündemine yeni problemler alır ve onlarla meşgul olur. Bu kadar hızlı bir değişim ve gelişim süreci içinde olunmasına rağmen yüzyıllardır tarih sahnesinde olan ve tarihe mürekkep yerine kanla yazılan bir konu vardır ki bu da ?Orta Doğu?dur.Orta Doğu olarak adlandırılan coğrafyanın sınırları, bu alanda çalışan uzmanlara ve siyasilere göre değişiklik arz etmektedir. Ancak, bu bölgenin, coğrafi konumu ve stratejik öneminden dolayı, bölge halkına hep sıkıntı yaşattığı aşikârdır. Çünkü bu topraklarda, çetrefilli ilişkilerle sürekli beslenmiş, ihanetler ve dostluklar aynı çatı altında filizlenmiştir.Bölgede, dünya rezervleri açısından hatırı sayılır miktarda petrol yataklarının bulunması, bu petrole duyulan ihtiyacın her geçen gün artması ve bu petrollerin dünya piyasasına sürülmesi sonucunda elde edilen büyük kazançlar, uluslararası arenada söz sahibi olmak isteyen güçlü devletlerin bu bölgeye sahip olma ve petrol bölgelerini kontrol altlarında tutma isteklerini hep arttırmıştır. Bu kontrol altında tutma istekleri karşımıza kan ve gözyaşı olarak çıkmaktadır.Orta Doğu, insanlığın doğduğu topraklar olması açısından da büyük önem taşımaktadır. Hıristiyanlık, Yahudilik ve Müslümanlık gibi üç büyük semavi din burada yeşermiştir. Bu dinlere ait kutsal kabul edilen mekânlar Orta Doğuda dır. Bu nedenle bu dinlere mensup insanlar topraklarına geri dönme ya da özgürce girip çıkabilme hakkını istemektedir. Bu hakkın kazanılmasının bedeli de savaşlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle üç semavi dinin kutsal kabul ettiği Kudüs, sürekli sıkıntılara gebe kalmıştır. Avrupa'da 19. yüzyılda baskı altında olan ezilen ve horlanan Yahudiler dini inançları gereği kendilerine vaat edilmiş topraklar olarak kabul ettikleri Orta Doğuya geri dönme istekleri Siyonist faaliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu Siyonist faaliyetler sonucunda İsrail Devletinin kurulması ile bölgede yaşayan Araplar ve Yahudiler arasında çatışmalar başlamış bu çatışmalar zamanla bölgesel bir savaşa dönüşmüştür. Bu savaşlar sonucunda Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail devletinin baskıcı ve yayılmacı politikaları yüzünden binlerce Filistinli Arap topraksız kalmış ve mülteci olarak yaşamaya başlamıştır.Filistin meselesinin sonucunda ortaya çıkan savaşlar, kimi bilim adamlarına göre bölgedeki güç dengesinin belirlenmesinde önemli bir unsur iken, kimi bilim adamlarına göre ise bu durum bölgedeki güç dağılımının oluşmasında sınırlı etkiye sahiptir. Bize göre, Orta Doğu'daki güç dengesinin belirlenmesinde baskın olan bölgesel savaşlardan çok uluslararası sistemdir. Çünkü bölgesel sorunlar incelendiğinde hepsinin temelinde uluslararası sistemin büyük devletleri kendi çıkarları doğrultusunda bölgede yaşayan halkları kullanmaktadırlar. Kendi çıkarları doğrultusunda bölgede yaşayan Araplara bağımsız Arap devletinin kurulacağı yönünde vaatlerde bulunulurken diğer taraftan Siyonist gruplara bağımsız İsrail'in kurulması yönünde yardımda bulunacaklarını söyleyerek iki halkıda kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak bölgedeki petrol yataklarının ve ticaret yollarının güvenliğini sağlama yoluna gitmişlerdir. Bir dönem Fransa, bir dönem İngiltere ve günümüzde ABD bu bölgede söz sahibi olmuştur ve olmaya devam etmektedir.Dinî çeşitliliğin yanında etnik çeşitlilik de bu bölgede dikkati çekmektedir. Bölge ağırlıklı olarak Türkler, Araplar ve Farslar'dan oluşmakta ama bunların yanında Kürtler ve Yahudiler de bölgede belirleyici rol üstlenmektedir.Petrolün ve dinin dışında bölgeyi önemli kılan bir diğer etken ise; bölgenin, dünya deniz ticaret yollarına hâkim olması, doğu ile batıyı kavuşturan köprü durumunda bulunmasıdır. İngiltere ve ABD'nin bu topraklara göz dikmesinin temel nedenlerinden biride budur.Gerek dinden, gerek petrolden, gerekse de etnik farklılıklardan ötürü bu bölgede devamlı anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bu anlaşmazlıklar, tarihe Arap-İsrail Savaşları, İran-Irak Savaşları, Körfez Savaşı gibi isimlerle yazılmıştır. Bunların içinde en yoğun yaşanılanı Arap-İsrail Savaşlarıdır ve Filistin Sorunu olarak günümüze kadar gelmiştir. Arap-İsrail Savaşları, bölgedeki güç dağılımı üzerinde etken rol üstlenmiştir. Bölünmenin, ihanetlerin, şiddetin, acının ve gözyaşının nedeni ne olursa olsun ülkeyi hem maddi hem de manevi olarak derin bir biçimde sarstığı ve kapanmaz yaralar açtığı, bunun sonucunda kimi ülkelerin zenginleştiği kimilerinin ise hızla yoksullaştığı konusunda kuşku yoktur.