Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/7776
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Fantasy Setting Narrative Space in the Queer Cinema of the Usa (1990s–2010s)(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Küçük, Ahmet Serdar; Selen, EserFantasy Setting Narrative Space in the Queer Cinema of the USA (1990s–2010s) investigates the origins and functioning of particular choices of setting fantasy elements and non-linear narrative structures in the queer cinema of the United States from the 1990s to 2010s. The study aims to identify a comprehensive counter-culture utopianism in queer cinema with selected examples from American and to a lesser degree world cinema. What is common in the selected films is the notion of escape and the creation and utilization of alternative spaces in which queer-identified characters can take refuge. in the context of the study escape and alternative spaces are associated with revolutionary practices in light of arguments that are derived from the work of Gilles Deleuze Félix Guattari José Muñoz and to some extent Marc Augé. The selection of films which also includes some queer classics such as The Living End The Watermelon Woman and Shortbus are assessed through a combination of formalist and contextualist approaches. The formal analyses of the films concentrate on various queer film settings ranging from the road and the stage to the prison and the concentration camp as well as several counter-narrative strategies such as parody pastiche and narrative intransitivity along with particular uses of miseen- scène camera movements sounds editing choices characterization and genre. Special attention is given to cultural and historical context and the representation of sexuality race gender and class is taken into consideration. The study reveals the special ways in which queer films give a critique of heteronormativity racism class inequality commodity culture and nuclear family as well as mainstream film production which denies or suppresses the queer existence.Doctoral Thesis From "boxes" To "cages": a Comparative Analysis of Feminist Themes in Sevim Burak and Ursula K. Le Guin(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Komut, Sultan; O'neil, Mary LouKarşılaştırmalı bir edebiyat çalışması olarak bu tez Sevim Burak ve Ursula K. Le Guin'in eserlerindeki feminist temalardaki benzerlikleri ortaya çıkarmayı amaçlar. İki yazarın bazı temaları eserlerine dâhil edip, bazılarını dışarıda bırakmak suretiyle temaları ele alış şekillerindeki farklılıkları işaret eder. Bu bakımdan tez, dahil etmenin yanı sıra, dışarıda bırakmayı da konu edinir. Sevim Burak bu temaları yaşadığımıza benzeyen, sıradan dünyalarda alışagelmemiş bir yazı stiliyle dile getirirken, Ursula K. Le Guin geleneksel bir yazı stiliyle sıra dışı dünyalar ve karakterler yaratır. Eserlerini yaratma süreçlerinde her iki yazar da phallogosentrik dili yok etmeyi amaçlar, bu nedenle her iki yazar da feminist yazın geleneğinin temsilcileri olarak düşünülebilir. Özellikle Sevim Burak Ecriture Feminine geleneğinin bir temsilcisidir. Burak ve Le Guin'in eserlerinde temel olarak incelenen; ötekilik, baskı ve içselleştirilmiş itaatkarlık temaları bağlam, karakter ve söylem analizleri yoluyla incelenmiştir. Kadınların patriyarkal, 'eril' bakış açısı ile değerlendirildiği; hem zihinde hem de mekanda 'öteki' olarak kabul edildiği ileri sürülmüştür. Bu bağlamda zihindeki ötekilik kadınların mental olarak değersizleştirilmesi olarak ifade edilirken, mekandaki ötekilik daha elle tutulur, somut sonuçlar olarak sunulmuştur. Ötekilik başlığında değersizleştirilme yoluyla 'kadınlaştırılmış' karakterlere de özel bir parantez açılmıştır. Bununla birlikte, kadınlar üzerindeki baskı iki ana başlıkta incelenmiştir: Bireysel baskı formları ve kolektif baskı formları. Eserlerde, anne baba baskısı ve evliliğin getirdiği baskı bireysel baskı formları olarak ele alınırken, kolektif baskı formları din, patriyarkal toplum ve metalaştırmaya odaklanır. Çeşitli yollarla baskılanan kadınların sınırlı seçenekleri olduğu ifade edilmiştir: İtaatkârlığı içselleştirmek ya da baskıyı sorgulamak hatta onunla mücadele etmek. İtaatkârlığı içselleştirenlerin zamanla ya bağımlı ya da imaj güdümlü karakterler oldukları ifade edilmiştir. Baskıya karşı mücadelelerinde çoğu kadın kendileri ile baskı şekilleri arasındaki gerilimde kaybolmuş ve çoğunlukla bu mücadele karakterlerin ölümleriyle sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sevim Burak, Ursula K. Le Guin, feminist eleştiri, kurgu, kadın temsilleri, baskı türleri, din, aile, evlilik, metalaştırma, ötekilik, içselleştirilmiş itiatkârlıkDoctoral Thesis The Horizon Rising Above Zora Neale Hurston’s Works(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Önder, Dilek; Howlett, JeffreyZora Neale Hurston the prominent writer of the Harlem Renaissance has led the way for the future writers of black letters in terms of representing blacks in literature. This doctoral thesis is aiming at exploring how Zora Neale Hurston sets a horizon which constitutes her aim to represent the black identity within the metaphorical “contact zone” where white discourse and black discourse meet and originates a “resistant text.” in her works she mines the rich vein of black folk culture and folk expressions to a very great degree and designates the effort to represent folk culture in a new aesthetic standard as her artistic horizon. She advocates using folk material without any alteration and feels that the collective African heritage should be the main tool for a black artist to light the way to the horizon. Hurston could not accept such an accommodation to the canon and criticized her peers for neglecting the opportunity of demonstrating the verbal and artistic talents everywhere evident in the black community not just in its most privileged and educated members. in this thesis i propose that the linguistic horizon Hurston bases on black rhetoric of Signifyin(g) is her main tool for both true representation of blacks and subtle criticism of her contemporaries.Doctoral Thesis The "i" in Istanbul: Reflections of American Expatriate Women on the City and on Their Conflicts of Identity(Kadir Has Üniversitesi, 2014) Sabuncu, Ayşe Neslihan; O'neil, Mary LouBu tez, İstanbul'da yaşayan Amerikalı kadınların kimlik çatışmalarını incelemektedir. "Cinsiyet" diye bir kategorinin olup olmadığı ve bu kategorinin "öteki" liğe neden olup olmadığı konusunda süregelen tartışmalar da bu tezin kapsamında yer almaktadır. İstanbul'da Amerikalı bir kadın olmak ve "öteki"likle sonuçlanan kültürlerarası çatışmaları deneyimlemek de bu tezin odağında bulunmaktadır. İstanbul'daki cinsiyet yaklaşımlarını ve kültürel uygulamaları ortaya çıkarmak ve bu kadınların kimliklerinin bu şehirde nasıl dönüştüğünü incelemek için 32 Amerikalı kadınla standart görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların İstanbul'da yaşadıkları süre 2 ay ile 41 yıl arasında çeşitlilik göstermekteydi ve ayrıca bu katılımcılar farklı meslek alanlarında çalışmaktaydılar. Grounded Theory (Gömülü Teori) yöntemiyle yapılan araştırmanın sonucunda ortaya çıkan başlıca tematik kodlar kimliğin inşası, üstünlük ve aşağılık, ötekiliğin silinemeyişi ve küresel ve kutuplaşan kültürlerdir. Toplanan veriler ve yapılan analizler, katılımcıların çok katmanlı kimliklerini bir yerden ötekine taşıdığını göstermektedir. Ne tamamiyle Doğulu ne de tamamiyle Batılı olan bir kültürle karşı karşıya kalan İstanbul'daki bu Amerikalı kadınlar, kendi kimlik sınırlarını genişletmişlerdir. Bu gruptaki Amerikalı kadınlardan "öteki" kategorisinden "bizden birisi" kategorisine geçişi beklenmesine rağmen, Türk bağlamında bu beklenti gerçekleşememiştir. Bu çalışma, yabancı bir coğrafya olarak İstanbul'da yaşayanların "bizden birisi" olarak benimsenme konusundaki uzlaşılamaz tutumu ve bu grubun İstanbul'daki yaşantılarına kendilerine yakıştırılan "yabancı" statüsüyle devam etmekte olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: cinsiyet, kültür, kimlikDoctoral Thesis Islam in the United States After 9(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Aras, Murat; Howlett, Jeffrey WinslowMichel Foucault, toplum, bireyler, gruplar ve kurumlar arasındaki ilişkiler açısından, düşünce merkezine güç kavramını koyar. (Foucault 1972, 1979, 1980, 1982, 1995). Foucault, kurumların gruplar ve bireyler üzerinde gücünü nasıl uyguladığı ve bireylerin kendi kimliklerini doğrulayarak gücün etkilerine karşı nasıl direnç gösterdiğinden hareketle, gücün kurumların egemenliğinde olan ve birey ve gruplara karşı baskıcı bir şekilde kullanılan bir olgu olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğu sonucuna varır. (Foucault 1995, 194). Foucault'ya göre gücün etkileri asla "dışlayan", "bastıran", "sansürleyen", "soyutlayan", "maskeleyen", "gizleyen" gibi olumsuz terimlerle nitelendirilmemelidir. Çünkü Foucault için güç, en radikal biçiminde dahi olumlu etkiler üreten, sadece baskıcı değil aynı zamanda üretken bir kavramdır. (Ibid.) 11 Eylül saldırıları sonrasında Dearborn'daki Müslümanlar yaşadıkları damgalanma, dışlanma, ayrımcılık, önyargı ve şiddete rağmen bireyselliklerini ve öz-farkındalıklarını kazandılar, ve kimliklerini yeni bir seviyeye yükselttiler. Sessiz kalmayı ve Amerikan hayatına asimile olmayı tercih eden bir önceki neslin aksine (Ali-Karamali 2012), yeni nesil Müslümanlar sosyal hayatta aktif roller almaya başladılar. Sık sık "Birleşik Devletlerin İslam Başkenti" olarak adlandırılan bir şehrin ve yeni kurulan Müslüman karşıtı protesto güzergâhında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir çekim merkezinin sakinleri olarak (Denvir 2012), 11 Eylül'ün etkilerine kendi kurumlarını, sosyal hizmet ve medya kanallarını kurmak, ve Şii ve Sünni Müslümanlar olarak farklılıklarına rağmen sosyal ve politik konularda topluca hareket etmek yoluyla direndiler. (Ewing 2008, 6). Sonuç olarak, aday gösterdikleri ilk Müslüman Kent Konseyi Başkanını ve meclis üyelerinin çoğunluğunu seçmeyi başardılar. Time Dergisi, her iki sonucun şehrin karmaşık ırksal tarihi göz önüne alındığında birer kilometre taşı olduğuna inanmaktadır. (Dias 2013). Bu bağlamda, Dearborn'daki Müslümanların 11 Eylül sonrası yaşadıkları gücün olumlu etkilerini ispatlamakta ve Foucault'nun iddialarını doğrulamaktadır.Doctoral Thesis Muscular Sexy and Powerful : Hegemonic Masculinity in Men’s Lifestyle Magazines in the Us and Turkey(Kadir Has Üniversitesi, 2018) Aras, Serkan; Lou, O'neil MaryThis dissertation examines Turkey and USA versions of three men’s lifestyle magazines GQ Esquire and Men’s Health to identify the characteristics of ideal man of hegemonic masculinity in these magazines. These men’s lifestyle magazines idealize the heterosexual white man who has a muscular body high sexual power dresses well and cares about his look. The magazines employ a discourse that gives the message that this ideal man is also the favorite man of hegemonic masculinity who has control over women and marginalized masculinities. The comparison of the magazines shows the ideal man in Turkey and USA versions of men’s lifestyle magazines has similar characteristics.Doctoral Thesis Sex Silence and Isolation :wharton’s Entrapped Women(Kadir Has Üniversitesi, 2017) Yalçın, Olgahan Bakşi; Howlett, JeffreyAs a transatlantic writer Edith Wharton witnessed unprecedented social economic and political transformations both in America and in the world at large. Deeply concerned with the issues of her day Wharton produced fiction about the effects of change at all levels of society - not only the upper - class New York society of which she herself was a member but also that of New England villages. This dissertation analyzes female characters in the novels of Edith Wharton - Ethan Frome Summer and The House of Mirth - that suffer from isolation and social entrapment as a direct result of the traditional gender roles imposed on them as well as of their financial insecurity and economic dependence on men. The first two chapters focus on the two female characters Zeena Frome and Mattie Silver who are not only marginalized but also presented as rivals – in Gilbert and Gubar’s terminology Zeena is a monster a witch or a madwoman while Mattie is an angel although they are equally trapped and powerless in their dependency on the single male figure Ethan Frome. in the next chapter i focus on Charity Royall in Summer who feels miserable because of her entrapment in a small village like North Dormer and of her forced dependence on her foster father Lawyer Royall who becomes her husband in the end. in the final chapter i demonstrate how Lily Bart in The House of Mirth is entrapped by isolation and the false values of the upper-class New York society: the extreme emphasis on wealth and beauty the two dominant forces shaping and affecting individual lives deeply. Reflecting on how social norms and codes restrict individuals and set boundaries for their roles Wharton comments in her fiction on the tragic unpredictability and insecurity of life which comes especially in the form of the unhappy and shocking endings of her novels. One can argue that her fictional world is more complex and confusing than it looks on the surface. Drawing techniques from deconstruction this dissertation discusses that there are various meanings inherent in the text: one cannot easily guess which one Wharton intended to convey but Wharton grants the reader a lot of latitude and so her novels especially their endings are open to many interpretations. Yet as many feminist scholars have also noted one can only be sure of Wharton’s severe critique of the limitations and expectations placed on women who are raised to become nothing more than domestic servants and companions for men in nineteenth-century American society.Doctoral Thesis Technology, Body and Gender: the Representations of New Reproductive Technologies in the Twenty-First Century Independent Science Fiction Cinema(Kadir Has Üniversitesi, 2013) Ünal, Özüm; Akser, MuratBu araştırma son yıllarda hayatlarımıza giren yeni teknolojilerdeki hızlı değişim ışığında teknoloji, vücut ve toplumsal cinsiyet konuları üzerine disiplinlerarası eleştirel ve kuramsal bir söylem oluşturmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, bu araştırma kadın bedeni yaklaşımlarını (feminist eleştiri, teknoloji çalışmaları ve posthuman yöntemleri) baz alarak, yeni doğum teknolojilerinin hamilelik ve hamile kadın bedeni söylemi üzerindeki etkilerini yeni bir kuramsal karma teori üretimi üzerinden tartışmaktadır.Sinemada hamilelik,beden temsilleri, kültürel anlamların kurgulanması ve arka plandaki güç ilişkilerinin incelenmesi açısından geniş kaynak sunan bir alandır. Özellikle, Hollywood sinemasında benzer temalar pek çok kez işlenmiş akademik alanda yankı bulmuş ve referans kitaplarıyla desteklenmiştir. Bağımsız sinemanın bir çok yönde alışılagelmiş sinema anlatısına yeni anlamlar kattığı düşünüldüğü ve yeni ideolojiler sunabildiğine inanıldığından bu çalışmada hamilelik konusuyla ilgili de yenilikçi olup olmadığına yer verilmiştir. Yeni doğum teknlojileri insanoğlunun geleceği ile birebir ilgili olduğu için ortaya çıkan temsilleri çözümlemek için 21. yüzyıl bağımsız bilimkurgu sinemasından örnekler seçilmiştir. Tahlil edilen filmler Michael Winterbottom?un yönettiği Code 46 (2003), Alfonso Cuarón?un yönettiği Children of Men (2006) ve Vincenzo Natali?nin yönetmeliğini üstlendiği Splice (2009) dir. Anahtar Kelimeler: Beden, Toplumsal Cinsiyet, Abject, Hamilelik, 21. yy. Bağımsız Bilimkurgu SinemasıDoctoral Thesis Tying the Knot :a Comparison of Marriage Shows in Two Cultures(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Tanrıvermiş, Şenay; Winslow, Howlett JeffreyThe objective of this thesis is to provide an extended comparison of two marriage-based reality shows Esra Erol'da Evlen Benimle produced in Turkey and The Bachelor produced in the USA. The approach used in the analysis operates through the notions of privacy and intimacy taking into account the fast-changing dynamics of media information and communications. The problem is seen through the prism of two different cultures and their respective social norms and unspoken laws. Reality TV as a New Age tool for self-promotion is analyzed together with hyperreal identities created only for the purposes of the broadcast. Content analysis and critical discourse analysis (CDA) are used as two qualitative analytical guidelines to study the research questions. in this context we see how two very different systems of values are established through the scripts of the two shows Esra Erol'da Evlen Benimle continuously complying with the principles of restraint and discretion and The Bachelor promoting values based on freedom free will and postulates of a democratic society putting forward individualism and independence. Also according to this analysis participants of the Turkish show seem to reveal more personal information about their lives. The participants of the American show on the other hand seem to reveal less personal information such as their financial status religious or political beliefs but exercise certain freedom in terms of expressing their feelings and sexuality.
