TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Access Right "info:eu-repo/semantics/closedAccess"
Now showing 1 - 20 of 48
- Results Per Page
- Sort Options
Article Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Nedeni Olarak Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi(Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, 2012) Kangal, Zeynel TKanun hükmünün yerine getirilmesi Türk Ceza Kanunu md. 24/1’de ve Türk Borçlar Kanunu md. 63/1’de düzenlenmiş bir hukuka uygunluk nedenidir. Özellikle kamu görevlilerinin bir kanun hükmü çerçevesinde kişilerin hukuksal alanlarına yaptıkları müdahaleler bu hukuka uygunluk nedeni bakımından değerlendirilmektedir. Kanun hükmünün yerine getirilmesi hukuka uygunluk nedeninin genel koşulları bir kanun hükmünün varlığı, kanun hükmüyle verilmiş bir yetkinin bulunması ve kanun hükmüne dayanılarak bir fiilin gerçekleştirilmesinden ibarettir. Bu koşulların yanısıra, ilgili kanunda özel bazı koşullar da aranabilir. Kamu sağlığının korunması amacıyla ilgilinin rızası aranmaksızın yapılan tıbbî müdahaleler kanun hükmünü yerine getirme kapsamında hukuka uygun olmaktadır. Yine güvenlik güçlerinin zor ve silâh kullanma yetkileri ve koşulları bu hukuka uygunluk nedeni çerçevesinde ele alınmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu md. 90/1’deki herkese geçici yakalama yetkisi veren düzenleme de bu hukuka uygunluk nedeninin örneklerinden birini teşkil etmektedir.Article Hekimin Cezai Sorumluluğu Açısından Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun(tck M. 135) Değerlendirilmesi(2018) Mutlu, Muhammet SefaKişisel verilerin korunması hususunda hukukumuzda son yıllarda yaşanan hızlı değişimin etkisiyle, TCK m. 135’te kişisel verilerin kaydedilmesi suçu düzenlenmiştir. Suçun düzenlenmesinin amacı, başta elekt-ronik ortamlar olmak üzere kişisel verilerin her geçen gün daha fazla şekilde hukuka aykırı olarak işlen-mesini önlemeye yöneliktir. Hekim karşısına fiziksel ve psikolojik olarak korunmaya muhtaç bir halde gelen hastanın (bireyin) özel hayatının gizliliği, kişisel verilerinin korunmasının temelini oluşturmakta-dır. Taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar ve yerel hukukumuz açısından da hekim-hasta ilişkisi çer-çevesinde hastanın (bireyin) kişisel verilerinin korunması ve kaydedilecek verilerin hukuka uygun olması gerekmektedir. Dolayısıyla, kişisel verilerin kaydedilmesinin TCK m. 135 bağlamında hekim açısından sı-nırlarını çizmek ve kaydetme fiilinin hangi sınırdan sonra suç oluşturacağını aydınlatmak oldukça önem-lidir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu düzenlemesinin dar kapsamlı, soyut, yoruma muhtaç olması ve özellikle özel hayat verisi ile kişisel veri ayırımının net olmaması mahkeme kararlarında benzer suçlarla karıştırılmasına yol açmaktadır. Anılan bu yönlerden, çalışmamızda, TCK m. 135’te düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun unsurları hekimin cezai yükümlülüğü açısından değerlendirilmektedir. İncelenen ulusal yüksek mahkeme ve AİHM kararları doğrultusunda söz konusu suç tipinin kapsamının detaylıca belirlenmesi istenmektedir.Article Anayasa Mahkemesi’nin Mk M. 289’a İlişkin E. 2008/30, K. 2009/96 Sayılı Kararının İrdelenmesi(2008) Dural, Mustafa; Ayar, MehmetKoca ve çocuk tarafından açılacak soybağının reddi davası hakkında MK. m. 289 hak düşürücü süreler öngörmektedir. Anayasa Mahkemesi, MK. m. 289/1 hük mündeki kocanın açacağı soybağının reddi davası için öngörülen “… herhalde do ğumdan başlayarak beş yıl …” ibaresini, kocanın soybağının reddi davası açma hakkı nın doğumdan başlayarak beş yıllık süre ile sınırlanmasının Anayasa’ya olduğu gerek çesiyle iptal etmiştir. Böylece, soybağının reddi için öngörülen azamî süre ortadan kalkmıştır. Kocaya, artık ne zaman durumu öğrenirse öğrensin, bir yıl içinde dava açma imkânı tanınmıştır.Article Şefika Köse ve Diğer 93 Başvurucu Tarafından Türkiye Aleyhine Yapılan 26625/02 Numaralı Başvurunun Kabul Edilebilirliğine İlişkin Karar(2010) Topukçu, Aslı[Abstract Not Available]Article Kişisel Cezasızlık Nedenleri ve Cezayı Kaldıran veya Azaltan Kişisel Nedenler(2011) Kangal, Zeynel T.Kişisel cezasızlık nedenleri ve cezayı kaldıran veya azaltan kişisel nedenler suçun yapısında tipikliğin, hukuka aykırılığın ve kusurun dışında kalan nedenlerdir. Ceza hukukuna yabancı olan bazı yararların dikkate alınması nedeniyle kabul edilmişlerdir. Kişisel nitelikte olmaları nedeniyle cezalandırılabilirliğin objektif koşullarından ayrılırlar. Maddî ceza hukukuna dâhil olmaları nedeniyle de, usul hukukunun konusuna giren muhakeme koşullarından farklıdırlar. Kişisel cezasızlık nedenleri icra hareketlerinin yapılması sırasında mevcut olan ve cezalandırmayı engelleyen nedenlerdir. Yasama sorumsuzluğu, Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu, diplomasi dokunulmazlığı ve bazı aile mensupları arasındaki malvarlığına karşı suçlar cezasızlık kişisel cezasızlık nedenlerine örnek olarak gösterilebilir. Cezayı kaldıran veya azaltan kişisel nedenler ise, hareket veya suç tamamlandıktan sonra ortaya çıkarak failin cezalandırılmamasını ya da cezasında indirim yapılmasını gerekli kılan nedenlerdir. Gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlık düzenlemeleri buna örnek verilebilir. Kişisel cezasızlık nedenlerinin ve cezayı kaldıran kişisel nedenlerin mevcudiyeti hâlinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Bu nedenlerin mevcudiyeti hâlinde failin özel hukuk sorumluluğu devam eder.Article Incorporation of Standard Risk Exclusion Clauses into Insurance Contract (A Comparative Analysis with the Provisions of PEICL and Turkish Law)(Istanbul University Press, 2022) Açıkel, Aslıhan ErbaşThe construction of the insurance coverage as set out in the standard insurance terms can furnish complexities for the policyholder to grasp the scope of the risks covered. If the insurer does not provide full information about the risks covered and excluded before the conclusion of the insurance contract, the policyholder may find out at a later stage that the event that occurred was not covered by the policy. In such cases, the policyholder may claim that those risk exclusions are not valid under Article 1423 of the Turkish Commercial Code, which bestows upon the insurer a duty to inform before the conclusion of the contract. In order to determine the validity of the incorporation of standard risk exclusion clauses in an insurance contract and their interplay with the provisions of the Turkish Code of Obligations, the validity of boilerplate clauses must be analysed within the frame of the so-called operability test. © 2022 Istanbul University Press. All Rights Reserved.Article 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu'na Göre Taksitle Satış Sözleşmesi(Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2013) Hacıbekiroğlu Ömeroğlu, Ekin1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu ile taksitle satış sözleşmesi kapsamlı bir şekilde düzen- lenmiştir. Bu çalışmanın amacını, taksitle satış sözleşmesi hakkında getiri- len yeni düzenlemelerin incelenmesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu ile kar- şılaştırılarak getirilen hükümlerin tespiti oluşturmaktadır.Article Citation - Scopus: 3The Impasse of International Law on Climate-Induced Migration: Recent Developments and the United Nation’s January 2020 Decision on Climate Refugees(SETA Foundation, 2021) Güneş,B.; Çelenk,B.This paper aims to lay out the challenges and potentially fatal conflicts inherent in the emerging attempts to respect state sovereignty while crafting progressive and truly responsive sets of approaches to a sui generis global problem like the climate crisis. It examines general approaches and practices on climate refugees within the scope of a critical legal framework, taking as an example the ‘Ioane Teitiota’ case that attracted public attention as an international issue starting in 2013. In addition, we will examine from a legal viewpoint and with an eye to future consequences, the January 2020 United Nations’ historical decision on climate refugees. We adopt Martti Koskennimi’s terms, ascending and descending justifications, to show the oscillation that the legal mind experiences in between order and will. In this paper, we will claim that the legal mind fights a battle that eventually ends up with a deadlock due to the very structure of modern law. © 2021, SETA Foundation. All rights reserved.Article Türkiye’de Uluslararası İlişkiler Eğitimi: Yeni Yaklaşımlar, Yeni Yöntemler(International Relations Council of Turkey, 2021) Ermihan, E.[No abstract available]Article AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRK İŞ HUKUKUNDA İŞVERENİN ÇALIŞMA KOŞULLARI HAKKINDA İŞÇİLERİ BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ(2007) Güzel, Ali; Ugan, Deniz; Ertan, Emre[Abstract Not Available]Article Güncel Tartışmalar Işığında İnsan Hakları Sözleşmelerinin Türkiye Anayasal Sisteminde Normlar Hiyerarşisindeki Yeri(2014) Akbulut, Olgunmakalenin konusu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile Türkiye iç hukuku arasındaki ilişkidir. Anayasa da 2004 yılında yapılan değişiklik uluslararası insan hakları hukukunun iç hukukta kanunlara üstünlüğünü ilan etmişti. Bu değişikliğin arkasında yatan net amaç uluslararası insan hakları hukuku ile Türkiye iç hukuku arasındaki çelişkiyi gidermekti. Ne var ki, arada geçen on yıllık süre zarfında, metin düzeyindeki bu çelişkiyi giderme çabası- nın uygulamada otomatik olarak insan haklarının uluslararası standartta korunmasını sağlamadığına tanık olmaktayız. Makalede, Avusturyalı hukukçu Hans Kelsen tarafından geliştirilen normlar hiyerarşisi kuramı üzerine yapılan kısa açıklamalardan sonra, Türkiye de anayasal düzeydeki mevcut düzenlemelerin konuluş amacı ile teknik hukuk ve anayasal yorum teknikleri açısından içeriği tartışılıyor. Yazar, sonuç bölümünde de öncelikle süre giden aykırılığın hukuki ve hukuk ötesi gerekçelerini tartışıp daha sonra da çözüm önermeye çalışıyor.Article Anonim Ortaklıklarda Tek Borç İlkesine İlişkin Gelişmeler(*)(2018) Hamamcıoğlu, EsraTürk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 480. maddesinde kanunda öngörülen istisnalar dışında paysahibine anasözleş-me ile dahi pay bedelini veya payın itibari değerini aşan primi ifa dışında bir borç yükletilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Hükümde geçen “borç” sözcüğü kanunkoyucunun bilinçli bir tercihi olup geniş anlamda tüm borçları kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Buna göre paysahibinin ortaklığa karşı olan asli ve tek borcu taahhüt etmiş olduğu sermayeyi ifa borcudur. Tek borç ilkesi olarak adlandırılan düzenlemenin gerekçesinin paysahibi-ni belirsiz bir gelecekle ve beklemediği yükümlülüklerle karşı karşıya bırakmamak ve payın devir kabiliyetini sınırlandırmamak olduğu söylenebilir. İlke aynı zamanda anonim ortaklığın tipik bir sermaye ortaklığı olması nedeniyle sahip olduğu temel özellikleri ile de uyumludur. Bununla birlikte, ilkenin kanundan kaynaklanan istis-naları da bulunmaktadır. Yine bazı hususların ilkenin istisnası kapsamında olup olmadığı da tartışılmaktadır. Tek borç ilkesinin anlam ve kapsamının ortaya konulabilmesi bu istisnaların açıklığa kavuşturulması ile mümkündür.Article Avrupa Birliği’nin Milletlerarası Özel Hukuka İlişkin Düzenlemelerinin Türk Hukukuna Etkileri(MALTEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2013) Süral, Bahar CeydaAvrupa Birliği’nde ilk olarak 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile değişik Avrupa Topluluğu Antlaşması ile milletlerarası özel hukukun uyumlaştırılması çabaları düzenlenmiş; bu anlamda, Avrupa Topluluğu’na delillerin toplanması ve hukuki ve ticari davalar sonucu verilen kararların tanıma ve tenfizinde işbirliği ile üye ülkelerin kanunlar ihtilafı ve milletlerarası yetkiye ilişkin kurallarının birbirine uyumunun geliştirilmesi hususlarında tüzük ve direktif çıkarma yetkisi tanınmıştır. Lizbon Antlaşması sonrasında kabul edilen Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’da özgürlük, güvenlik ve adalet alanı yaratılması ve bu kapsamda milletlerarası özel hukuk konusunda düzenleme yapma yetkisi Birliğin paylaşılan yetki alanları içerisinde sayılmıştır. Bu kapsamda, 2001 yılından itibaren milletlerarası özel hukuka ilişkin olarak birçok Tüzük kabul edilmiştir. Bu Tüzükler, Türk hukukunda bir uygulama alanına sahip olmamakla birlikte, yeni kanunların yapılmasında ve doktrindeki tartışmaların zenginleşmesinde sürekli olarak örnek alınmıştır. İleride Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olması halinde bunlar Türk hukukunun da bir parçası haline gelecektir. Ancak, bu düzenlemelerin Türk hukukuna tek etkisi bununla sınırlı mıdır? Tüzük hükümleri incelendiğinde Türk hukukçusunun da halihazırda dikkate alması gereken durumlar nelerdir? Çalışmamızda, aile ve borçlar hukuku alanındaki Tüzüklerin ilgili hükümleri incelenerek, bu soruların cevabı aranacaktır.Article Article Can Yücel: Konuşmacı Mı Çevirmen Mi? Yücel'in William Shakespeare'in 66. Sone'sinin Çevirisi Üzerine Bir Değerlendirme(2015) Babahan, Arev[Abstract Not Available]Article Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine Kadın Hakları Açısından Bir Bakış(2018) Ayar, Ahmet17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilerek, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi toplumumuzun çağdaş uygarlık kapısından içeri girmesinde önemli bir rol oynamıştır. Özellikle Türk hukukundaki kadın hakları açısından devrim, Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girmesi ile başla-mış ve 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile de pekiştirilmiştir. Türk Medeni Kanunu, Türk Kanunu Medenisi’nde yer almayan “edinilmiş mallara katılma” rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir (TMK. 202/I). Her ne kadar, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi, eski yasal mal rejimi olan mal ayrılığına oranla kadın hakları açısından daha ma-kul görünse de, istenilen sonuçları tam olarak sağlamamıştır. Bu sebeple, Türk Medeni Kanunu m. 218 vd hükümlerinde düzenlenen “edinilmiş mallara katılma” rejimini genel hatları ile incelemek ve özellikle kadın hakları açısından irdelemek isabetli olacaktır.Article Ateroskleroz Gelişmiş Metabolik Sendrom Tedavisinde Metformin ve Meglitinide Analogları(2003) Türkoğlu, Tavlan; Süsleyici Duman, Belgin; Çağatay, Pembe; Günay, Demet; Büyükdevrim, A. SevimBilimsel çalışmalar, prandiyal ve postprandiyal hiperglisemi ve hiperinsülinemi'nin iskemik kalp hastalığını ağırlaştırıcı rol oynadığını, bu sebeple, özellikle tedaviye dirençli ve aterosklerotik kalp 'hastalığı île birlikte bulunan metabolik sendrom vakalarında metformin ve meglitinide kombinasyonunun gerekli olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada metformin ve sülfonilüre bileşikleri ile hiperglisemi ve hiperinsülinemi tablosunun düzeltilemediği ateroskleroz komponenti ağırlık kazanmış metabolik sendrom vakalarında metformin ve meglitinide kombinasyonunun insulin salgı ve etki fonksiyonlarına etkisi araştırılmış ve tedavinin kısalığına rağmen, kan şekerinin düştüğü ve insulin salgısı gücünü ve etkisini gösteren parametrelerin bir ölçüde düzeldiği saptanmıştır. Bu sonuçlara dayanarak, iskemik kalp hastalığı bulunan metabolik sendromlu hastalarda meglitinide ve metformin kombinasyonunun yararlı olduğu sonucuna varılmıştırArticle Türkiye'nin Kamu Açıkları Sorununu Anlamaya Çalışırken: Neo-liberal İnanç Sistemi ve Ekonomi Disiplini(2011) Diner, ÇağlaTürkiye'nin yakın iktisat tarihine bakacak olursak, 1990'Iarda girilmiş olan fi-- nansallaşma sürecinin maliyetinin ağır olduğunu görüyoruz. Yüksek reel faizler ve fa-- iz ödemelerinin bütçeye getirdiği yük nedeniyle büyümesinin önüne geçilemeyen ka-- mu açıkları döneme damgasını vurmuştur. Bu durum, hem devletten finans kesimine, yani devlete yüksek faizle borç verebilecek sermayesi olan kesime bir kaynak aktarı-- mı anlamına gelmiştir, hem de bir borç sarmalı yaratarak ülkenin 1990'Iar boyunca fi-- nansal krizlere maruz kalmasına yol açmıştır. Bu çalışma, sözkonusu iç borç sarmalı-- na girilmesinde Hazine'nin Merkez Bankası kaynaklarını kullanmak yerine faiz ödeye-- rek piyasadan borçlanmasını gündeme getiren bono ve tahvil piyasalarının kurulma-- sının önemine dikkat çekerek 1990'lardaki finansallaşma sürecinin değerlendirmesini yapan Türkiye iktisat tarihi literatürüne bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Çalış-- manın ikinci amacı ise, ülke ekonomisine yön veren politikaların uygulamaya konul-- masında neo--liberal inanç sisteminin benimsenmesinin önemine dikkat çekmek ola-- caktır. "Gerçek piyasa ekonomisi" kurma idealiyle oluşturulan politikalar zinciri, bek-- lenmeyen ve istenmeyen sonuçlar doğurmuştur. Bu makalede ele alınan iç borç sar-- malı bu politikalar zincirinin bir sonucudur. ABD'de ekonomi eğitimi almış, oradaki finansal sistemi yakından tanımış ve benzer bir sistemi burada kurmaya çalışan bü-- rokrat ve siyasetçiler, dünyada finansal sistemi en gelişmiş ülke ekonomisine dair öğ-- rendiklerini burada uygulayarak halkın refahı ve ekonominin sağlığı açısından çok da olumlu sonuçlar doğurmayan bir ekonomik gerçeklik yaratmışlardır. Türkiye'de 1980'lerde uygulamaya konulan finansal sistemi yeniden düzenlemeye ve kurmaya yönelik politikalara baktığımızda ekonomi disiplinin sadece ekonomik gerçeklikle-- ri açıklamadığını aynı zamanda bir gerçeklik kurduğunu çok net bir şekilde gözleye-- biliyoruz. Bu gerçekliği oluşturanların sadece politikacı ve bürokrat gibi sosyal aktör-- ler değil aynı zamanda monetarist teori, bankalararası finans piyasası, bu piyasanın kurulmasını sağlayan teknolojik altyapı ve yazılımlar, bankalararası piyasalarda alınıp satılması için çıkarılan hazine kağıtları gibi teknikler ve aygıtlar olmuştur.Book Tıbbi Kayıtlar(MALTEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2013) Söğüt, İpek SevdaTıbbi kayıtlar, belirlenen standartlara uygunluğunu denetlemenin ve aksayan yönleri iyileştirmek için veri toplamanın, ayrıca iyi bir kalite yönetim sisteminin gereği olarak tutulan kayıtlardır. Kişilerin sağlık durumu ve hastalıklarıyla ilgili her türlü tıbbi kaydın, kişilerin doğum öncesi dönemlerinden başlayarak ölünceye kadar düzenli ve eksiksiz tutulması ve kaydedilmesi, onların sağlıklı yaşam sürebilmeleri bakımından çok önemlidir. Tıbbi kayıt tutma yükümlülüğünün amacı, hastanın tedavisinin güvenli şekilde yapılması, ileride doğabilecek ihtilaflar bakımından delillerin güvence altına alınması ve sorumlu tutulabilmedir. Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgilerin garanti altına alınması öncelikli amaçtır. Kayda geçirme zorunluluğu hekim için mesleğinin bir gereği ve sözleşmeden kaynaklanan borcudur. Kayıt altına alınması gereken husus, tıbbi standartlara göre gerekli olan hususlardır. Dolayısıyla, “tıbbi standartlara göre kayıt altına alınma yükümlüğü kapsamında, tıbben teşhis ve tedavide gerekli olma”, tedaviyle ilgili tedbir veya bulgunun, hukuken kayıt edilip edilmemesi gerekliliğinin de kıstasını teşkil etmektedir. Tıbbi kayıtları tutma yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan sonuçlara baktığımızda, kayıtları eksik tutmanın tek başına tıbbi uygulama hatası olarak kabul edilmediği, ancak bu yükümlülüğün ihlalinin hem meslek hukuku hem de ispat hukuku açısından önemli sonuçlar doğurduğu kabul edilmektedir.Article Yabancı Sermayeli Şirketlerin Taşınmaz Mülkiyeti ve Sınırlı Ayni Hak Edinimi(2010) Süral, Bahar Ceyda[Abstract Not Available]
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

