TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "Fakülteler, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 38
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 8Rekabet ve İşbirliği İkileminde Yönünü Arayan Türk-rus İlişkileri(Ahmet Yesevi University, 2015) Çelikpala, MitatSon dönem Türk-Rus ikili ilişkileri, işbirliği ve stratejik ortaklık söylemleri etrafında tanımlamaktadır. 1990’lı yıllara hâkim olan rekabet söyleminin yerini alan bu yeni bakış açısı, TürkRus ikili ilişkilerinin seyrinde temel bir dönüşüme işaret etmektedir. İki ülkenin ilişkilerini geliştirirken işbirliğinin boyutlanmasını sağlayacak hedef bölgesi olarak, 1990’lı yıllarda rekabetin en yoğun biçimde yaşandığı Avrasya’yı seçmesi ise, Türk Dış Politikasının genel çizgisi ve ikili ilişkilerin seyri açısından, yaşanan dönüşümün farklı bir yönüne işaret etmektedir. Bu çalışmada, Türk-Rus ilişkilerinde yaşanan dönüşümün sebepleri ve sonuçları hem söylem hem de eylem boyutunda ve tarihsel süreç dikkate alınarak sorgulanmakta; bu dönüşümün Türkiye’nin Avrasya söylem ve politikalarına yansımalarının yanı sıra, Türk kamuoyu ile dış politika yapıcılarının rol tasavvurlarında gerçek bir dönüşümün söz konusu olup olmadığına cevaplar aranmaktadır.Book Review The European Union's Immigration Policy: Managing Migration in Turkey and Morocco(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2018) Oral, GulMigration has been an important reason for externalization of the EU’s policies towards non- member third countries. Throughout the 2000s, the European Union has advanced its efforts for externalization of its immigration policies with the aim of providing security, stability, and prosperity in the neighborhood due to emerging demographic, economic and security problems.Other Nato'nun Evrimi ve Türkiye'nin Transatlantik Güvenliğe Katkıları(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2015) Güvenç, SerhatTürkiye NATO’ya 60 yıl aşkın bir süredir üyedir. Bu sürede güvenliğin hedefleri ve araçlarındaki değişime koşut olarak Türkiye’nin NATO’nun kolektif güvenlik sistemine katkısı da nitelik ve nicelik olarak değişim göstermiştir. Türkiye’nin katkıları bağlamında süreklilik gösteren iki unsur göze çarpmaktadır. Bunlardan birisi coğrafi konumudur. NATO’nun tehdit algılarının yoğunlaştığı bölgelere komşuluğu Türkiye ittifak açısından emlak değerini artırmaktadır. Bir diğer konu ise Türkiye’nin diğer müttefiklere oranla mukayeseli üstünlüğü sayılan, düşük maliyetle büyük bir orduyu silahaltında tutabilmesidir. Soğuk Savaş’ta Türkiye’nin ittifaka katkıları bu iki eksende değerlendirilmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, alan dışı kolektif güvenlik görevlerine talip olan NATO’nun evrilen gereksinimleri doğrultusunda Türkiye de katkısını dönüştürüp nicelikten niteliğe ağrılık verdi. Ancak NATO’nun Balistik Füze Savunma Sistemi örneğinde olduğu gibi yünümüzde Türkiye’nin ittifaka temel katkısı bir kez daha coğrafi konumunun bir fonksiyonu olarak gündeme gelmiştir.Article Rus-ab İlişkilerinde Stratejik Ortaklıktan Stratejik Depresyona(Millî Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, 2008) Musaoğlu, Neziha; Özgöker, Celil UğurDoğu Bloku ve SSCB, 1989’dan sonra dağılma sürecine girmesiyle ekonomik ve siyasi bakımdan zor duruma düşerek AB’nin iktisadi ve mali yardımına muhtaç kalmıştır. Rusya, 1990’dan sonraki on yılda AB ile siyasi ve stratejik ilişkilerinde yumuşak bir çizgi takip etmiştir. 1999’da Putin’in Rusya Devlet Başkanı seçilmesi ve 2000’li yılların başından itibaren başta doğalgaz ve petrol olmak üzere hammade fiyatlarındaki büyük artış Rusya’nın millî gelirini muazzam miktarda arttırmıştır. Bunun sonucu Rusya’nın AB’ye karşı izlediği siyasi ve stratejik ilişkileri de sertleşmiştir. Dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan Rusya, 1990’lı yıllarda oluşmuş bütün borçlarını 2000’li yıllarda ödediği gibi elinde de büyük miktarda dolar döviz rezervi biriktirmiştir. AB’nin ekonomik ve mali yardımına muhtaç olmayan Putin’in Rusyası eski ekonomik gücüne kavuşunca siyasi ve askerî bakımdan da SSCB’nin eski parlak günlerine dönme özlemiyle politikalar oluşturmaya başlamıştır. Bu bağlamda AB’nin Kosova’nın bağımsızlığını tanımasına sert tepki göstermiş, Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya üzerindeki egemenlik iddialarına karşı çıkmış ve Ağustos 2008’de Gürcistan’a askerî müdahelede bulunmuştur. Ayrıca NATO’nun Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan gibi Karadeniz ve Kafkasya ülkeleri ile genişlemesine karşı çıkmakta ve enerji kozunu AB’ye karşı bir silah olarak kullanmaktadır. Bu politika kapsamında daha önce Rusya ile AB arasında imzalanan Stratejik Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmasını (SOİA) uzatmayı reddetmiş ve kendi ulusal çıkarları doğrultusnda SOİA’da AB’den önemli değişiklikler talep etmiştir. Böylece 1990’lı yılların başından sonra Rusya ile AB arasında başlayan Stratejik Ortaklık, 2000’li yılların başında Stratejik Depresyona dönüşmüş bulunmaktadır.Article Türkiye'de Sürdürülebilir Enerji Politikaları Kapsamında Nükleer Enerjinin Konumu(İstanbul Üniversitesi, 2012) İşeri, Emre; Özen, CemKüresel iktisadi ve sosyal kalkınmanın önünü açacak olan sürdürülebilir kalkınma politikaları üretmek yirmi birinci yüzyılın önceliklerinden biri haline gelmiştir. Bu tip politikaların izlenebilmesi için ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların dâhil edildiği bütünsel bir yaklaşımın gerekmektedir. Enerji meselesi, tam bu boyutların kesişme noktasında yer almaktadır. Bu çerçevede, düşük karbon emisyon salınım değerleri nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak sunulan nükleer enerjinin Türkiye özelinde ne derece sürdürülebilir bir enerji kaynağı olduğu avantajlı ve dezavantajlı yanlarıyla beraber dengeli bir şekilde değerlendirilecektir. Türkiye'nin sürdürülebilir enerji geleceğinin tesisi yolunda nükleer enerjiden elektrik üretmesinin ancak sosyal ve çevresel risklerin asgariye indirilmesi ama hepsinden daha önemlisi sosyal kabulün sağlanması durumunda tercih edilebilir olacağı tartışılacaktır.Other Dış Siyaseti ve Askerî Stratejileriyle İkinci Dünya Savaşı Türkiye Si İlhan Tekeli ve Selim İlkin 1. Cilt, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013, 669 Sayfa.dış Siyaseti ve Askerî Stratejileriyle İkinci Dünya Savaşı Türkiye'si İlhan Tekeli ve Selim İlkin 1. Cilt, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013, 669 Sayfa.(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2015) Valansi Franco, Karel[Abstract Not Available]Article Citation - WoS: 9Citation - Scopus: 12Levantine Challenges on Turkish Foreign Policy(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2018) Aydın, Mustafa; Dizdaroğlu, CihanTurkey's perception of the Levant has been hazy in modern times and the country has not constructed a holistic approach towards the region until recently despite the fact that Turkey has sought closer cooperation with the Levantine countries since the late 1990s. In addition to Turkey's willingness to open up to the region recent international developments such as the discovery of hydrocarbons off the coast of Israel Egypt and Cyprus the outbreak of the Arab Spring and changes in the regional balance of power have provided momentum for Turkey's engagement with the region. This paper argues that although these factors have provided space for Turkey to play a more assertive role in the region the country has thus far failed to present a successful region-wide strategy or carve up an influence zone.Article Citation - WoS: 8Computational International Relations What Can Programming, Coding and Internet Research Do for the Discipline?(Dış Politika ve Barış Araştırmaları Merkezi, İhsan Doğramacı Barış Vakfı, 2019) Ünver, Hamid AkınComputational Social Science emerged as a highly technical and popular discipline in the last few years, owing to the substantial advances in communication technology and daily production of vast quantities of personal data. As per capita data production significantly increased in the last decade, both in terms of its size (bytes) as well as its detail (heartrate monitors, internet-connected appliances, smartphones), social scientists’ ability to extract meaningful social, political and demographic information from digital data also increased. A vast methodological gap exists in ‘computational international relations’, which refers to the use of one or a combination of tools such as data mining, natural language processing, automated text analysis, web scraping, geospatial analysis and machine learning to provide larger and better organized data to test more advanced theories of IR. After providing an overview of the potentials of computational IR and how an IR scholar can establish technical proficiency in computer science (such as starting with Python, R, QGis, ArcGis or Github), this paper will focus on some of the author’s works in providing an idea for IR students on how to think about computational IR. The paper argues that computational methods transcend the methodological schism between qualitative and quantitative approaches and form a solid foundation in building truly multi-method research design.Article Nato’nun Gelişen Tehdit Algısı: 21. Yüzyılda Siber Güvenlik(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2014) Bıçakcı, SalihSiber uzayın sivilleşmesiyle birlikte Vestfalya sisteminin getirdiği ulus devlet modeli derinden etkilenmiştir. Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan bu yeni dönemde nükleer savaşın ve çekişmenin izlerini görmek mümkündür. Siber Uzayın günümüzde karşı karşıya kaldığı tehditler ve bunların henüz netleşmemiş sınırları örneklerde net olarak görülmektedir. NATO gibi uzun soluklu bir güvenlik ittifakına ve üyelerine bu yeni güvenlik ortamında yapılan siber saldırılar, gelecek adına önemli ipuçları vermektedir. Bu makalede NATO’nun bu yeni tehditlere karşı aldığı tedbirler ve belirlenen siber güvenlik stratejileri ortaya çıkaran süreç tartışılmıştır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Us Policies Adrift in a Levant in Turmoil(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2018) Görmüş, Evrim; Özel, SoliThe Levant has constituted one of the core areas of interest for US foreign policy since the Second World War. The aim of this article is to shed light on the US policies towards the Levant mostly during the last two American administrations to understand how the vicissitudes of the region and of American politics made Washington's policy towards the Levant look biased at times incompetent and most importantly inconsistent. This article examines the changes in approach to the region as a whole from one administration to the next on issues such as the protection of Israel's sovereignty supporting friendly regimes fighting terrorism and containing Iran. The hesitations and shifts in policy towards Syria are given a longer treatment as they speak both to the yet not finalized American policy towards the Levant but also to show how the US has shifted track and moved away from unseating President Assad to focus more on containing and if possible rolling over Iran.Other Türkiye ve Kafkasya: Reaksiyoner Dış Politikadan Proaktif Ritmik Diplomasiye Geçiş(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2010) Çelikpala, MitatAğustos 2008 Rus-Gürcü savaşının yarattığı sonuçlar sadece Kafkasları değil, neredeyse tüm küresel dengeleri derinden etkilemiştir. Savaşın başlattığı olaylar zincirinin, son dönemde bölgesel bir güç olarak içinde yer aldığı coğrafyalarda aktif bir dış politika izleme iddiasındaki Türkiye’ye etkisi doğrudandır. Gelişmelere gösterilen tepkiler ve şekillendirilmeye çalışılan “yeni” bakış açısı, çevresinde istikrarı sağlamaya ve sorunlara çözüm üretmeye çalışan bölgesel bir aktör olarak konumlanan Türkiye’nin politikalarının tartışılmasına neden olmuştur. Kafkaslar, “komşularla sıfır sorun”, “sorun değil çözüm üreten ülke” ve “ritmik diplomasi” gibi bir takım yeni söylemlerle, yeni ve etkin bir dış politika çizgisi oluşturmaya çalışan Türkiye’nin, dış politika süreçleri ve etkinliğinin izlenebileceği ilgi çekici örneklerden biri haline gelmiştir. Kafkasya’da yaşanan gelişmelere yönelik olarak Türkiye’nin izlediği politikalar, genel olarak Türk dış politikasının seyrini, hedefl erini ve dış politika yapım süreçlerini anlamada yardımcı olacaktır. Bu çalışma, Türkiye’nin Ağustos 2008 sonrası dönemde Kafkaslarda izlediği dış politikanın kapsamlı bir değerlendirmesini yapmaktadır.Article Kıdem Tazminatının Bir Fondan Karşılanması (2002 Yasa Taslağı'na İlişkin Bir Değerlendirme)(Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş., 2005) Kutal, MetinTürk iş hukukunda gelişmiş bir hak olan "kıdem tazminatı", işletmeler açısından ciddi bir maliyet unsurudur. Bu nedenle, bazı işverenler bu tazminatı ödememek için çeşitli yollara başvurmaktadır. İşsizlik sigortasının ve iş güvencesinin son yıllarda Türk hukukuna girmesi, kıdem tazminatını yeniden düzenleme ihtiyacını doğurmuştur. Türk doktrininde 1980'lerden beri bu konuda üretilen görüşlerin en fazla üzerinde durulanı, bu tazminatın işverenlerin sorumluluğunda bir fondan karşılanmasıdır. Ancak, fon fikrine işçi ve işveren kanatlarında hala şüphe ile bakılmaktadır. Özellikle işçi kanadı, bu fonda biriken paraların siyasal iktidarlarca amaç dışı kullanılacağından endişe duymaktadır. Halbuki, gerekli yasal önlemler alınır, iyi işletilir ve ciddi denetlenirse, fon kaynaklarının amaç dışı kullanımları önlenebilir. Bunun somut kanıtı, 2001 'den beri işleyen İşsizlik Sigortası Fonu'dur. Bu makalede, 2002 yılında 9 kişilik bir Bilim Kurulu tarafından hazırlanan Kıdem Tazminatı Fon Taslağı açıklanmakta ve sosyal tarafların bu çalışma üzerinde iyi niyetli bir yaklaşımla katkıda bulunmaları önerilmektedir.Article Nato-ab İlişkilerinde İşbirliği ve Çatışma Dinamikleri(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2014) Açıkmeşe Akgül, Sinem; Dizdaroğlu, CihanSoğuk Savaş dönemi boyunca Avrupa-Atlantik bölgesinde güvenlik ve savunma alanında NATO’nun sahip olduğu üstün konum, Avrupa’da kendi kendine yetebilen bir güvenlik mekanizmasının oluşumunu engellemiştir. Soğuk Savaş sonrasında dönüşmeye başlayan NATOAB ilişkilerinde, 1998 St. Malo Zirvesi’nin kazandırdığı ivmeyle temelleri atılan OGSP bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Bu tarihten itibaren iki örgüt ilişkilerinde işbirliği fırsatlarının yanı sıra çatışma alanları da belirmeye başlamıştır. NATO-AB arasındaki ilişkilerin kurumsal çerçevesini güçlendiren ve “Berlin-artı” düzenlemelerini de içeren bir dizi anlaşmanın varlığına rağmen günümüzde 22 ortak üyeye sahip iki örgüt arasında etkin bir işbirliğinden söz etmek yanıltıcı olacaktır. Başta AB üyesi olmayan NATO müttefiklerine uygulanan ayrımcılık olmak üzere, halen varlığını sürdüren kurumlar arası ayrışma ve ikilik gibi sorunlar NATO-AB ilişkilerinde gelişimin önünü tıkamaktadır. Bu makale, iki örgüt arasındaki sınırlı işbirliğinin yanı sıra, daha etkin bir işbirliğinin önünü tıkayan engelleri ele almaktadır.Article Türkiye'de Uluslararası İlişkiler Akademisyenleri Eğitim, Araştırma ve Uluslararası Politika Anketi - 2011(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2013) Aydın, Mustafa; Yazgan, KorhanTürkiye`deki Uluslararası İlişkiler (Uİ) çalışmalarının gelişimini, mevcut durumunu, temel özelliklerini, küresel Uİ disiplini içerisindeki konumunu ve bu alanda çalışanların küresel, bölgesel ve ulusal gündemdeki temel meselelere ilişkin tutumlarını anlayabilmek ve açıklaya bilmek amacıyla, daha önce 2007 ve 2009’da Uluslararası İlişkiler Konseyi (UİK) tarafından gerçekleştirilen anket çalışmalarını takiben, bu sefer ABD’deki Institute for the Theory and Practice of International Relations at the College of William and Mary tarafından 2004’den bu yana sürdürülen Teaching, Research and International Politics - TRIP anketiyle işbirliği yapı larak, 2011 yılında Eğitim, Araştırma ve Uluslararası Politika Anketi– 2011 gerçekleştirildi. Bu rapor, anket çalışmasının sonuçlarını küresel ve Türkiye ölçeğinde karşılaştırmalı olarak sun mayı hedeflemiştir. Raporda sonuçlar, Uİ yazınında sözü edilen dünyada Uİ alanında Batının merkez ülkelerinin teori ürettiği, diğer ülkelerin ise yerel konularda uzmanlarla veri sağladıkla rı bir işlevsel merkez/çevre bölünmesinin olduğu iddiasını test edecek şekilde düzenlenmiştir.Article Enerji Güvenliği: Nato’nun Yeni Tehdit Algısı(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2014) Çelikpala, MitatEnerji güvenliği, ana amacı İttifak üyelerini askeri tehditlere karşı savunmak olan NATO’nun öncelikli konu başlıkları arasına ancak son on yılda girebilmiştir. Bu çalışmada, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemde düzenlenen zirvelerinde yayınlanan zirve bildirgeleri ve stratejik konseptler ile çeşitli NATO zeminlerinde yapılan tartışmalar ışığında, enerji güvenliğinin NATO için taşıdığı anlam ve önem üzerinde durulmaktadır. NATO’nun enerji güvenliği kavramına yaklaşımı değerlendirilerek, önümüzdeki süreçte enerji güvenliği konusunun NATO çerçevesinde ne yönde şekillenebileceği ortaya konmaya çalışılmaktadır.Article Ideology Political Agenda and Conflict: a Comparison of American European and Turkish Legislatures' Discourses on Kurdish Question(Center Foreign Policy & Peace Research, 2017) Ünver, Hamid AkınCombining discourse analysis with quantitative methods this article compares how the legislatures of Turkey the US and the EU discursively constructed Turkey's Kurdish question. An examination of the legislative-political discourse through 1990 to 1999 suggests that a country suffering from a domestic secessionist conflict perceives and verbalizes the problem differently than outside observers and external stakeholders do. Host countries of conflicts perceive their problems through a more security-oriented lens and those who observe these conflicts at a distance focus more on the humanitarian aspects. As regards Turkey this study tests politicians' perceptions of conflicts and the influence of these perceptions on their pre-existing political agendas for the Kurdish question and offers a new model for studying political discourse on intra-state conflicts. The article suggests that a political agenda emerges as the prevalent dynamic in conservative politicians' approaches to the Kurdish question whereas ideology plays a greater role for liberal/pro-emancipation politicians. Data shows that politically conservative politicians have greater variance in their definitions based on material factors such as financial electoral or alliance-building constraints whereas liberal and/or left-wing politicians choose ideologically confined discursive frameworks such as human rights and democracy.Article Paris İklim Anlaşmasına Teorik Yaklaşım: Neo-neo Tartışması, Eko-marksizm ve Yeşil Kapitalizm(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2017) Ünver, Hamid AkınUluslararası iklim müzakerelerinde uzun yıllardır baş gösteren uyuşmazlıklar, uluslararası ilişkiler akademik ve bilimsel araştırmalarının ilgi odağı olmuştur. Bu çalışmalarda ekseriyetle, işbirliğini destekleyici ve bedavacılığı önleyici yeni müzakere ve dengeleme mekanizmaları geliştirerek, uluslararası güç eşitsizliklerini iklim konusunda birleştirmesinin yolları aranmıştır. Bu makale, ilk olarak 1997 Kyoto Anlaşması’nı takiben yapılan iklim müzakerelerinin neden başarısızlığa uğradığını ve bu başarısızlıkların 2015 Paris İklim Anlaşması ile nasıl çözülebildiğini neorealist ve neoliberal bağlam içerisinde konumlandırmaktadır. Özellikle enerji güvenliğinin sistemsel anarşi, özyardım ve göreli çıkar tespitlerine, neoliberal kurumsalcılığın verdiği kompleks çoklu-bağımlılık ve mutlak çıkar cevapları, iklim müzakerelerinin başarısı hakkında teorik bir cevap vermektedir. Makale, neo-neo tartışması kadar, iki yeni sistemsel teorik yaklaşımı da (Eko-Marksizm ve Yeşil Kapitalizm) karşılaştırmakta, bu sayede karbon salınımı ve iklim konularında cereyan eden önemli bir teorik tartışmayı, uluslararası ilişkiler literatürü içinde konumlandırmaya çalışmaktadır.Article Levant’ta Büyük Oyun: Doğu Akdeniz’in Enerji Jeopolitiği(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2012) Ediger, Volkan S.Levant Bölgesi’ndeki ticaret sisteminden başlayarak bölgenin hidrokarbon jeopolitiğine geçiş sürecine kadar uzanan tarihsel gelişimin uzun erimli (longue dureé) bakış açısıyla incelendiği bu çalışmada, bölgenin günümüzdeki durumu, petrol ve doğal gazın arama, üretim ve ihracı konusunda özellikle 2000’li yıllardan bu yana yaşanan gelişmelerle değerlendirilmiştir. Bölgenin hidrokarbon jeopolitiğindeki çatışma ve iş birliğinin sabit ve değişen boyutlarına, uluslararası ilişkilerin güç politikaları ve güçler dengesi gibi kavramları çerçevesinde özel bir yer verilmiştir. Bu çalışma sonunda test edilerek doğrulanan iki temel hipotezden bir tanesi, zaman içinde ticaretten enerjiye evrimleşen Levant jeopolitiğinin, küresel başat güç ve uluslararası devletler sistemindeki güç dengeleri için önemini uzun tarihi boyunca koruduğudur. Buna bağlı olarak geliştirilen ikinci hipotez de, Levant jeopolitiğinin kontrolünün başat gücün elinde olduğu zamanlarda bölgesel ve küresel çaptaki barış ve istikrarın arttığıdır. Güç dengelerindeki kaymalardan ötürü Levant’taki jeopolitik kontrol tek bir gücün elinden çıkmaya başladığı zamanlarda çatışmalar artmakta, iş birlikleri azalmaktadır. Doğu Akdeniz’in enerji konusunda günümüzde karşı karşıya kaldığı tehdit ve fırsatların incelenmesinin ardından bölgedeki çatışma ve iş birliği olanakları konusunda çıkarımlar yapılarak, bölgesel aktörlerin temel stratejileri değerlendirilmiştir. Levant’ta öne çıkan yeni enerji jeopolitiğinin bölgenin önemli bir gücü olan Türkiye için oluşturacağı tehdit ve fırsatlar tartışılmıştır.Article Araştırma Merkezlerinin Yükselişi, Türkiye’de Dış Politika ve Ulusal Güvenlik Kültürü(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2012) Çelik, Nihat[Abstract Not Available]Article Küresel Fay Hatları ve Türkiye'nin Bölgesel Bütünleşme Politikaları: Siyasi Ekonomik Model Önerisi(Hale Şıvgı, 2017) Oksay, Serhan; İşeri, Emre; Çelik, NihatBu çalışmanın temel amacı siyasi ekonomik fay hatlarıyla örülü yakın coğrafyasında Türkiye’nin çeşitli bölgeselleşme arayışlarındaki başarı ihtimallerini niteliksel ölçebilmek ve hangi aşamalara kadar ulaşabileceğini öngörmektir. Bunun için farklı bölgeselleşmeleri karşılaştırmaya imkân veren etkileşim halindeki iki ayaklı – siyasi ayakta (istikrarlı barış ortamının tesisi) ekonomik ayakta ise (karşılıklı bağımlılık) - bir bölgeselleşme/bütünleşme modeli benimsenmiştir. İlgili model yoluyla Türkiye’nin bölgeselleşme ve bölgeselleşmeye yönelik işbirliği hamleleri – AB, Ekonomik İşbirliği Örgütü (EİÖ) ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ) - karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Sonuçta ise bölgede “kalıcı barışın” sağlayacağı siyasi zemin olmadan Türkiye’nin girişeceği hiçbir bölgeselleşme çabasının ileri aşamalara ulaşma imkânın olmadığı kanaatine varılmıştır.