İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/51
Browse
Browsing İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 61
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - WoS: 1Toplumsal Olaylara Dair Episodik ve Semantik Bellek Süreçlerinin Heyecanlanma Düzeyi ile İlişkisinin Yaş ve Heyecanın Ölçüm Türü Açısından İncelenmesi(Istanbul Univ, 2020) Ece, Berivan; Öner, Sezin; Gulgoz, SamiThe major aims of the study were to investigate (1) the potential differences in arousal levels for episodic (EM) and semantic memory (SM) processes regarding public events and the comparison of these differences for different age groups, (2) the consistency of self-report versus objective measures of arousal, and (3) phenomenological characteristics of the events as function of memory type and arousal level. The sample consisted of 32 young adults whose ages ranged between 18 and 25 years (M = 20.60, SD = 2.22), 33 middle-aged adults aged between 40 and 55 years (M = 47.32, SD = 6.60), and 30 elderly people aged between 60 and 75 years (M = 69.97, SD = 6.16). Participants were asked to make a remember/know judgment for the 10 public events presented to them. They further answered event-related questions (SM) and questions regarding the context of hearing about the event (EM). Moreover, they reported their arousal level during recall and evaluated each event in terms of phenomenological characteristics such as importance, emotional intensity, and valence. Arousal level was also measured using physiological measurements with the GSR device. Based on self-reports, EM processes were associated with higher arousal levels compared to SM processes whereas the five physiological indicators of arousal displayed different patterns. Both EM and SM performance displayed an increase together with the increasing arousal levels, and young participants displayed higher levels of arousal and faster physiological responses than both middle-aged and elderly adults. When phenomenological characteristics were examined, remembered public events were rated more important, emotionally more intense and more negative than known events. Furthermore, higher arousal levels were associated with higher ratings of emotional intensity, importance and negativity. The reliability of self-reports and the critical role of applying objective measures were discussed together with the findings. Finally, some suggestions were proposed for future research on the basis of the current limitations and results.Other Öz Yeterlilik ve Hemodiyaliz Tedavisi: Nitel ve Nicel Bir Yaklaşım(Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği, 2013) Krespi-Boothby, Margörit Rita; Salmon, PeterGiriş: Öz yeterliliğin ölçülmesine yönelik teori temelli yaklaşım, hemodiyaliz hastalarının diyet ve sıvı tüketimi kısıtlamaları konusunda yaşadıkları zorlukları açıklamak konusunda yetersiz kalmaktadır. Amaçlar: Bu kısıtlamalar nedeniyle yaşanan zorlukların çeşitliliğinin tespit edilebilmesi, klinisyenlerin hasta görüşmelerinde hastaları yönlendirebilmeleri için bu zorlukların sayısallaştırılması için nitel ve nicel araştırmaların yönlendirebilmeleri ‘açısından’ bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, öz yeterlilik kavramı, diyet ve sıvı tüketimi konusundaki zorluklar üzerine temellendirilmiş ve elde edilen bulgular, karşılaştıkları her zorluğun üstesinden gelebilme kapasiteleri hakkındaki hasta algılarının sayısallaştırılmasını sağlayacak bir anket formunun hazırlanması amacıyla kullanılmıştır. Yöntem: Nitel çalışmanın örneklemi 16 hemodiyaliz hastasından oluşurken, nicel çalışma 156 hemodiyaliz hastasını içermiştir. Bulgular: Nitel bulgular, hastaların diyet ve sıvı tüketimine yönelik kısıtlamalar nedeniyle bir dizi özgül zorluk yaşadığını ortaya çıkarmıştır. Bunların arasında pratikte yaşanan kısıtlamalar, başkalarıyla bir araya gelmek, hemodiyalizi diyete uymamanın telafisi olarak görmek, diyet ve sıvı kısıtlamalarından sıkılmak, rahatsızlık, duygusal sıkıntı gibi duygusal zorluklar bulunmaktadır. Sıvı kısıtlamalarıyla ilgili karşılaşılan en yaygın zorluk hastanın yemek yerken sıvı tüketme hakkının kalmamış olmasıdır. Diyet kısıtlamalarıyla ilgili yaşanan en yaygın zorluk ise diyetten sıkılmak olarak bildirilmiştir. Sonuç: Bulgular, temellendirilmiş öz yeterliliğin bütüncül bir olgu olduğunu ancak geniş çapta özgül zorluklar barındırdığını önermektedir. Tespit edilen zorluklar, diyet ve sıvı kısıtlamalarına uyum sağlamayı geliştirmek için gerçekleştirilebilecek eğitimsel müdahalelere bir kanıt temeli sağlamıştırArticle Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 5Ir Theoretical Approach To the Paris Climate Agreement: Neo-Neo Debate Eco-Marxism and Green Capitalism(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2017) Ünver, Hamid AkınContinued inability of the international climate negotiations to reach a common resolution has been subject to academic and scientific research focus. These studies have focused on the ways of fostering cooperation and preventing free-riding in climate negotiations through the development of balancing methods. This article first attempts to explore why climate negotiations since 1997 Kyoto Protocol have failed and how such failures could be overcome in 2015 Paris UN Climate Conference through a neorealist and neoliberal institutionalist context. Especially neorealist concepts such as systemic anarchy self-helf and relative gains along with the neoliberal institutionalist response to them through complex interdependence and abolute gains have been instrumental to crafting a theoretical answer to the success of most recent climate negotiations. The article then adds two new systemic-theoretical approach to the debate namely Eco-Marxism and Green Capitalism and aims to contextualize these approaches within international relations theoretical literature.Other Avrupalı İkinci Nesil Türk Göçmenlerin Okul Başarısı(Türk Psikologlar Derneği, 2014) Baysu, Gülseli; Phalet, KarenAvrupa’daki okulların en büyük sorunlarından biri göçmenlerin yerlilere kıyasla okulda daha başarısız olmasıdır. Bu derleme makalesinin amacı İsveç, Belçika, Avusturya ve Almanya’da büyük şehirlerde yaşayan yerli ve ikinci nesil Türk göçmenlere odaklanarak, okul başarıları arasındaki farkı betimlemek ve sosyal psikolojik bir bakış açısıyla açıklamaktır. Bulgular beş ana başlık altında toplanmıştır. (1) İlk olarak okul başarısını betimleme amacı doğrultusunda dört Avrupa ülkesinde de göçmen ve yerli öğrencilerin okul hayatları boyunca başarılarında gitgide artan bir fark bulunmuştur. Bu farkı açıklamak için, sosyal kimlik kuramına ve sosyal kimlik tehdit algısına yönelik araştırmalardan yararlanılmıştır. (2) Gruplar arası ilişkilere bakıldığında, arkadaşlıklar ve öğretmen desteği, göçmenlerin okulda kendini güvende ve kabul görmüş hissetmesine yol açarak okul başarısını artırmaktadır. Öte yandan, ayrımcılık okula adaptasyonu zorlaştırmaktadır. (3) Sosyal kimlik stratejileri okul başarısını ve adaptasyonunu belirlemektedir. Çiftkültürlü öğrenciler (hem Türk hem Belçikalı hissetmek) okulda ayrımcılığa veya olumsuz kalıpyargılara maruz kaldıklarında bundan daha fazla zarar görmekte, bu da okul başarılarını ve test performanslarını olumsuz etkilemektedir. (4) Segregasyon, gruplar arası arkadaşlıkları azaltıp ayrımcılık algısını artırarak, okul başarısı ve adaptasyonu üzerinde olumsuz bir etkiye yol açmaktadır. Ancak göçmenlerin çoğunluğu oluşturduğu okullar onları ayrımcılıktan korumaktadır. (5) Göçmenler, Almanya gibi hiyerarşik olarak yapılandırılmış eğitim sistemlerinde (akademik ve meslek odaklı ortaöğretim gibi) daha başarısız olmaktadır. Sonuç olarak, bu derlemede sosyal psikolojik yaklaşımın, özellikle sosyal kimlik tehdit algısı ve gruplar arası ilişkilerin, göçmenlerin okul başarısını belirlemekte önemli bir rol oynadığı ifade edilmektedir.Article Nato-ab İlişkilerinde İşbirliği ve Çatışma Dinamikleri(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2014) Açıkmeşe Akgül, Sinem; Dizdaroğlu, CihanSoğuk Savaş dönemi boyunca Avrupa-Atlantik bölgesinde güvenlik ve savunma alanında NATO’nun sahip olduğu üstün konum, Avrupa’da kendi kendine yetebilen bir güvenlik mekanizmasının oluşumunu engellemiştir. Soğuk Savaş sonrasında dönüşmeye başlayan NATOAB ilişkilerinde, 1998 St. Malo Zirvesi’nin kazandırdığı ivmeyle temelleri atılan OGSP bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Bu tarihten itibaren iki örgüt ilişkilerinde işbirliği fırsatlarının yanı sıra çatışma alanları da belirmeye başlamıştır. NATO-AB arasındaki ilişkilerin kurumsal çerçevesini güçlendiren ve “Berlin-artı” düzenlemelerini de içeren bir dizi anlaşmanın varlığına rağmen günümüzde 22 ortak üyeye sahip iki örgüt arasında etkin bir işbirliğinden söz etmek yanıltıcı olacaktır. Başta AB üyesi olmayan NATO müttefiklerine uygulanan ayrımcılık olmak üzere, halen varlığını sürdüren kurumlar arası ayrışma ve ikilik gibi sorunlar NATO-AB ilişkilerinde gelişimin önünü tıkamaktadır. Bu makale, iki örgüt arasındaki sınırlı işbirliğinin yanı sıra, daha etkin bir işbirliğinin önünü tıkayan engelleri ele almaktadır.Article Citation - WoS: 9Survey International Relations Faculty in Turkey: Teaching Research and International Politics-2011(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2013) Aydın, Mustafa; Yazgan, KorhanFollowing the surveys which were conducted in 2007 and 2009 by the International Relations Council of Turkey Teaching Research and International Politics Survey 2011 was implemented in 2011 in cooperation with the Teaching Research and International Politics TRIP Survey. which has been carried out by the Institute for the Theory and Practice of International Relations at the College of William and Mary in the United States since 2004. The survey aims to explain and understand the development current status and major characteristics of the International Relations (IR) studies in Turkey its place in the global IR discipline and the views of IR scholars on major issues on the global regional and national agenda. This report aims to present the results of the survey comparatively at the global and national scale. The findings were organized in such a way to also test the argument that there is a functional core/periphery division in the world of IR according to which the Western core countries undertake theoretical knowledge production and other countries provide local expertise and data.Book Review Why Do Leaders Lie: the Truth About Lying in International Relations(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2013) Güvenç, Serhat[Abstract Not Available]Other Türkiye’de Uluslararası İlişkiler Akademisyenleri Araştırma, Eğitim ve Disiplin Değerlendirmeleri Anketi - 2009(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2010) Aydın, Mustafa; Yazgan, KorhanTürkiye’de Uluslararası İlişkiler üzerine yapılan çalışmalarda karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi genel olarak disiplinde çalışanlar ve ilgi alanlarıyla ilgili veri eksikliğidir. Bu konuda yapılan tartışmalara katkı sağlamak amacı ile Haziran-Temmuz 2009’da Türkiye’deki üniversitelerin Uluslararası İlişkiler bölümlerinde görevli öğretim elemanlarının uluslararası ilişkiler eğitimi, araştırma pratikleri ile küresel ve ulusal düzeyde disipline nasıl baktıklarını saptamak amacıyla bir anket yapıldı. Ankete katılanlara Uluslararası İlişkiler müfredatı ve derslerin içeriği, araştırmalarında odaklandıkları temel konular, bölgeler ve benimsedikleri teorik yaklaşımlar ile siyasi tutumları, eğitim ve araştırmalarında tercih ettikleri dil ve yayın biçimleri, akademik dergiler, üniversiteler ve siyasi süreçler ile akademi dışı entelektüel faaliyetlere katılımları gibi birçok konuya ilişkin 55 soru yöneltildi. Anketin ortaya koyduğu sonuçlara göre Türkiye’de Uluslararası İlişkiler çalışmaları dış politika ağırlıklı, Türkiye ile büyük güçlere odaklı ve gerçekçiliğin görece daha yaygın olduğu bir alandır.Article Türkiye'ye Yönelik Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımcılarının İstihdama Etkisi(Marmara Üniversitesi, Sos. Bil. Enst., 2004) Bilgin, Mehmet HüseyinDoğrudan yabancı sermaye yatırımları, kalkınmaya olan katkısının anlaşılmasıyla, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkenin ilgi odağı haline gelmiştir. Günümüzde, yabancı sermayenin beraberinde getirdiği teknolojik gelişme ve istihdam artışının, yabancı yatırımları çeken ülkelerin ekonomilerine büyüme ve refah artışı olarak yansıdığı görüşü hakimdir. Öte yandan, gittikleri ülkelerde yeni iş olanakları yaratan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, ülkelerin işsizlik sorununun çözümüne de katkıda bulundukları, literatürde geniş bir kabul görmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam düzeyi üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, istihdam düzeyi üzerindeki etkisi ampirik olarak test edilmektedir. Bu amaçla kurulan ekonometrik modellerin sonuçlarına göre, Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, istihdam düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur.Book Review Rise of Think-Tanks: Foreign Policy and National Security Cultures in Turkey(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2012) Çelik, Nihat[Abstract Not Available]Article Citation - WoS: 8Rekabet ve İşbirliği İkileminde Yönünü Arayan Türk-rus İlişkileri(Ahmet Yesevi University, 2015) Çelikpala, MitatSon dönem Türk-Rus ikili ilişkileri, işbirliği ve stratejik ortaklık söylemleri etrafında tanımlamaktadır. 1990’lı yıllara hâkim olan rekabet söyleminin yerini alan bu yeni bakış açısı, TürkRus ikili ilişkilerinin seyrinde temel bir dönüşüme işaret etmektedir. İki ülkenin ilişkilerini geliştirirken işbirliğinin boyutlanmasını sağlayacak hedef bölgesi olarak, 1990’lı yıllarda rekabetin en yoğun biçimde yaşandığı Avrasya’yı seçmesi ise, Türk Dış Politikasının genel çizgisi ve ikili ilişkilerin seyri açısından, yaşanan dönüşümün farklı bir yönüne işaret etmektedir. Bu çalışmada, Türk-Rus ilişkilerinde yaşanan dönüşümün sebepleri ve sonuçları hem söylem hem de eylem boyutunda ve tarihsel süreç dikkate alınarak sorgulanmakta; bu dönüşümün Türkiye’nin Avrasya söylem ve politikalarına yansımalarının yanı sıra, Türk kamuoyu ile dış politika yapıcılarının rol tasavvurlarında gerçek bir dönüşümün söz konusu olup olmadığına cevaplar aranmaktadır.Article Gezi Protestolarına Katılanların Politik Profilleri ve Demokratik Tutumları(Türk Psikologlar Derneği, 2017) Baysu, GülseliGezi Parkı protestoları uluslararası medyada çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedeki laik ve İslamcı gruplar arasındaki bir çatışma olarak görülmüş ve Türkiye’deki demokrasinin geleceği hakkında şüpheler uyandırmıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın sosyal kimlik ve kolektif eylem kuramları temelinde iki amacı vardır: (1) ortak politik kaygıya, yani protestoya katılım nedenlerine, ve katılım biçimlerine, yani gerçekleştirdikleri eylemlere, göre katılımcıların politik profillerini tanımlamak ve (2) bu profildeki kişilerin farklı demokratik tutumları ne derece benimsediklerini araştırmak. Protestolar devam ederken internet üzerinden yürütülen araştırmaya 645 eğitimli, şehirli genç-yetişkin katılımcı katılmıştır. Katılımcıların politik kaygılarının ve farklı katılım türlerinin örtük sınıf analizi yöntemi ile analizi sonucunda dört farklı politik profil ortaya çıkmaktadır. Özgürlükçüler ve laikler demokrasi, kadın hakları ve çevre gibi konularda ortak kaygılarını dile getirmektedir. Ancak özgürlükçüler azınlık hakları, laikler ise daha çok etnik ve (laikliğe yönelik) dini tehdit konularında kaygılanmaktadır. Her iki grup da protestoya katılmış olmakla beraber, özgürlükçüler doğrudan katılım, laikler ise (tencere ve tava ile ses çıkarmak gibi) dolaylı katılım yollarını tercih etmişlerdir. Ortayolcular (veya muhafazakar laikler) de demokrasi, kadın hakları ve çevre konusunda kaygı duymaktadır. Protestolara tutum olarak destek verseler de doğrudan ya da dolaylı olarak katılımları sınırlıdır. Son olarak, muhafazakarlar, diğer konularda daha az kaygı duysalar da, protesto-temelli polis şiddeti gibi konularda kaygılarını dile getirmiş; doğrudan değil sosyal medya üzerinden politik katılımı tercih etmişlerdir. Ayrıca, politik profillerin demokratik tutumlarına bakıldığında, özgürlükçülerin kapsayıcı ve çok kültürlü bir demokrasiyi en çok benimseyen grup olduğu görülmektedir. Çalışmanın sonuçları günümüz protestoları ve katılımcılarına olduğu kadar, bunların demokrasi ile ilişkisine de ışık tutmaktadır.Article Türkiye'de Uluslararası İlişkiler Akademisyenleri Eğitim, Araştırma ve Uluslararası Politika Anketi - 2011(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2013) Aydın, Mustafa; Yazgan, KorhanTürkiye`deki Uluslararası İlişkiler (Uİ) çalışmalarının gelişimini, mevcut durumunu, temel özelliklerini, küresel Uİ disiplini içerisindeki konumunu ve bu alanda çalışanların küresel, bölgesel ve ulusal gündemdeki temel meselelere ilişkin tutumlarını anlayabilmek ve açıklaya bilmek amacıyla, daha önce 2007 ve 2009’da Uluslararası İlişkiler Konseyi (UİK) tarafından gerçekleştirilen anket çalışmalarını takiben, bu sefer ABD’deki Institute for the Theory and Practice of International Relations at the College of William and Mary tarafından 2004’den bu yana sürdürülen Teaching, Research and International Politics - TRIP anketiyle işbirliği yapı larak, 2011 yılında Eğitim, Araştırma ve Uluslararası Politika Anketi– 2011 gerçekleştirildi. Bu rapor, anket çalışmasının sonuçlarını küresel ve Türkiye ölçeğinde karşılaştırmalı olarak sun mayı hedeflemiştir. Raporda sonuçlar, Uİ yazınında sözü edilen dünyada Uİ alanında Batının merkez ülkelerinin teori ürettiği, diğer ülkelerin ise yerel konularda uzmanlarla veri sağladıkla rı bir işlevsel merkez/çevre bölünmesinin olduğu iddiasını test edecek şekilde düzenlenmiştir.Article Enerji Güvenliği: Nato’nun Yeni Tehdit Algısı(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2014) Çelikpala, MitatEnerji güvenliği, ana amacı İttifak üyelerini askeri tehditlere karşı savunmak olan NATO’nun öncelikli konu başlıkları arasına ancak son on yılda girebilmiştir. Bu çalışmada, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemde düzenlenen zirvelerinde yayınlanan zirve bildirgeleri ve stratejik konseptler ile çeşitli NATO zeminlerinde yapılan tartışmalar ışığında, enerji güvenliğinin NATO için taşıdığı anlam ve önem üzerinde durulmaktadır. NATO’nun enerji güvenliği kavramına yaklaşımı değerlendirilerek, önümüzdeki süreçte enerji güvenliği konusunun NATO çerçevesinde ne yönde şekillenebileceği ortaya konmaya çalışılmaktadır.Editorial Turkey Facing East: Islam Modernity and Foreign Policy(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2015) Yanık, Lerna K.[Abstract Not Available]Article Uluslararası İlişkiler Kuramlarında(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2015) Aydın, Mustafa; Acikmese Akgul, SinemUluslararası İlişkiler’in (Uİ) “büyük tartışma”larının sona erdiğine dair görüş alanın yazarlarının büyük çoğunluğu tarafından dile getirilmektedir. Bugün disiplinin ana dergilerinde büyük kuramsal tartışmalara yapılan atıflar önemli ölçüde azalmıştır ve en kayda değer münazaralar kuramlar/paradigmalar arasında değil, daha ziyade aynı kuramı benimseyen yazarlar arasında sıklıkla da ampirik çalışmalar üzerinden gerçekleşmektedir. Bu çalışma, Uluslararası İlişkiler’in “büyük tartışma”larının sakıncalarını ve Uİ yazınındaki “büyük tartışma”lara geri dönüş sorgulamalarını ortaya koyarak, Uİ’nin dünyada ve Türkiye’deki mevcut durumu ve geleceğine dair görüşler içermektedir. Bu noktadan hareketle, bu çalışma “büyük tartışma”lara bugüne kadar konu olan ve gelecekteki tartışmaların da temelini oluşturacak ana akımları okuyuculara yeniden hatırlatmak üzere hazırlanan bu özel sayıya giriş makalesi olarak kaleme alınmıştır.Article Liberalizm: Bir Yazın Değerlendirmesi(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği İktisadi İşletmesi, 2015) Yanık, Lerna K.Bu makalenin amacı, Uluslararası İlişkilerin başlıca kuramlarından biri olan liberalizm hakkında bir yazın değerlendirmesi yapmaktır. Bu değerlendirme üç aşamada yapılacaktır. Öncellikle, liberal geleneğin düşünsel arka planı ele alınacak, ardından tarihsel akışı içinde Uluslararası İlişkiler kuramı olarak liberal geleneğe kavramsal, kuramsal ve metodolojik olarak katkıda bulunan başlıca çalışmalar kısaca tanıtılacaktır. Sonuç bölümünde ise, liberalizmin hem kuram hem de politika olarak hâlihazırda geldiği nokta değerlendirilecektir. Bu değerlendirmede ortaya çıkan en önemli sonuç, Uluslararası İlişkiler disiplininin bir kuramı olarak liberalizmin, bir siyaset felsefesi olarak klasik liberalizmden beslenmesine karşın, zaman içerisinde kendini metodolojik ve kavramsal olarak geliştirmesi ile epistemolojik olarak farklı bir zeminde konumlandırmış olmasıdır.Article Citation - WoS: 1Nato's Emerging Threat Perception: Cyber Security in the 21st Century(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2014) Bıçakcı, SalihWestphalian state system has been deeply affected from the civilianization of the cyber space. It is possible to see the traces of nuclear war and its competition in this new post-Cold War period. The contemporary threats against the cyber space and their vague boundaries could clearly be seen in the examples. Cyber attacks in this new security environment towards long lasting alliance NATO and its members are giving important clues for the future. In this article one discussed defensive measures of NATO for these new threats and the process which determined the cyber security strategies. Upon this cyber defense strategy NATO tries to level the cyber capabilities of its members and takes the necessary steps to achieve this goal. The Lisbon summit endorsed the preparation of a new strategy that includes cyber defense and protection of the critical information infrastructure.Article Rus-ab İlişkilerinde Stratejik Ortaklıktan Stratejik Depresyona(Millî Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, 2008) Musaoğlu, Neziha; Özgöker, Celil UğurDoğu Bloku ve SSCB, 1989’dan sonra dağılma sürecine girmesiyle ekonomik ve siyasi bakımdan zor duruma düşerek AB’nin iktisadi ve mali yardımına muhtaç kalmıştır. Rusya, 1990’dan sonraki on yılda AB ile siyasi ve stratejik ilişkilerinde yumuşak bir çizgi takip etmiştir. 1999’da Putin’in Rusya Devlet Başkanı seçilmesi ve 2000’li yılların başından itibaren başta doğalgaz ve petrol olmak üzere hammade fiyatlarındaki büyük artış Rusya’nın millî gelirini muazzam miktarda arttırmıştır. Bunun sonucu Rusya’nın AB’ye karşı izlediği siyasi ve stratejik ilişkileri de sertleşmiştir. Dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan Rusya, 1990’lı yıllarda oluşmuş bütün borçlarını 2000’li yıllarda ödediği gibi elinde de büyük miktarda dolar döviz rezervi biriktirmiştir. AB’nin ekonomik ve mali yardımına muhtaç olmayan Putin’in Rusyası eski ekonomik gücüne kavuşunca siyasi ve askerî bakımdan da SSCB’nin eski parlak günlerine dönme özlemiyle politikalar oluşturmaya başlamıştır. Bu bağlamda AB’nin Kosova’nın bağımsızlığını tanımasına sert tepki göstermiş, Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya üzerindeki egemenlik iddialarına karşı çıkmış ve Ağustos 2008’de Gürcistan’a askerî müdahelede bulunmuştur. Ayrıca NATO’nun Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan gibi Karadeniz ve Kafkasya ülkeleri ile genişlemesine karşı çıkmakta ve enerji kozunu AB’ye karşı bir silah olarak kullanmaktadır. Bu politika kapsamında daha önce Rusya ile AB arasında imzalanan Stratejik Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmasını (SOİA) uzatmayı reddetmiş ve kendi ulusal çıkarları doğrultusnda SOİA’da AB’den önemli değişiklikler talep etmiştir. Böylece 1990’lı yılların başından sonra Rusya ile AB arasında başlayan Stratejik Ortaklık, 2000’li yılların başında Stratejik Depresyona dönüşmüş bulunmaktadır.Article Citation - WoS: 1Turkey and the Caucasus: Transition From Reactive Foreign Policy To Proactive Rhythmic Diplomacy(Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği, 2010) Çelikpala, MitatThe consequences of the August 2008 Russian-Georgian War have deeply influenced not only the Caucasus but overall global stability as well. Turkey as a regional actor which claims to follow active diplomacy in her region has also been directly affected. Currently Turkey has positioned itself as a regional actor with a 'new' political perspective and has responded to developments in order to give the events shape and to ensure stability in the region. This attitude has caused controversies. The Caucasus became an interesting example to monitor Turkish foreign policy implementations with mottos such as 'zero problems with neighbors' problem-solving country' and 'rhythmic diplomacy' Turkey's policies and reactions to developments taking place in the Caucasus will help us to analyze and understand foreign policy objectives policy-making processes and the overall course of Turkish foreign policy This study makes a comprehensive assessment of Turkey's foreign policy in the Caucasus before and after August 2008.

