Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/7776
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Department "Enstitüler, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Milletlerarası Özel Hukukta Çocuğun Üstün Yararı(Kadir Has Üniversitesi, 2022) TUNA, Ekin; Ömeroğlu, EkinÇocuk savunmasız, masum ve duyarlı olması nedeniyle korunmaya muhtaçtır. Özellikle sınır aşan uyuşmazlıklarda çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve çocuğun korunması önem arz etmektedir. Yabancı hukuklar bu konuda farklı düzenlemelere sahip olabileceğinden çocuğun yararını gerektiği gibi korumak her zaman mümkün olmayabilir. Bu çalışmada, Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nda (MÖHUK) çocuğun üstün yararı kavramı, çocuğun üstün yararının nasıl ve ne ölçüde gözetildiği incelenmiştir. Ayrıca, çocuğa ilişkin hükümler bağlamında uygulanacak hukuk ve konuya ilişkin milletlerarası usul hukuku meseleleri incelenmiştir. Çalışmada çocuğun üstün yararının Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun hükümlerine yansımaları açıklanmış ve özel bir bağlama kuralının gerekliliği tartışılmıştır.Doctoral Thesis Ön Ödemeli Konut Satışı(Kadir Has Üniversitesi, 2017) Doğar, Mehmet; Erman, HasanTarih boyunca insanların en önemli ihtiyaçlarından biri olan barınma ihtiyacının karşılanabilmesi adına bireyler, günümüzde konut sahibi olabilmek için çok ciddi meblağları ödemek durumunda kalmaktadır. Konut fiyatlarının gelişen ekonomiye paralel olarak aşırı yükselmesi, bu konutların peşin olarak satın alınmasını artık mümkün kılmamaktadır. Bu nedenle tüketiciler çoğunluka, alacağı konutun satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi ya da bağlı krediyle satın almayı tercih etmektedir. Halk arasında "maketten satış", "sat-yap" veya "inşaata temelden girme" olarak tabir edilen bu satış türünde, satılan konut çoğu zaman ya inşa edilmemiştir ya da inşaat halindedir. Tüketicinin henüz elde edemediği konut için ödemelere başlaması kendisi bakımından özel nitelikte ve ödemiş olduğu bedeli koruyan bir düzenleme gerektirmektedir. İşte, TKHK md. 40-46 arasındaki hükümler, ön ödemeli konut satışlarında, satıcıya karşı tüketiciyi sıkı bir şekilde korumayı amaçlamaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 40. maddesi esasen iki ayrı sözleşmeyi düzenlemektedir. Bunların ilki, ön ödemeli konut satışı sözleşmesi, diğeri de ön ödemeli konut satış vaadi sözleşmesidir. Ön ödemeli konut satış sözleşmesinin tarafları alıcı/tüketici ile satıcı/sağlayıcı olarak belirteceğimiz inşaat firmaları ve müteahhitlerdir. Bu çalışmada, tüketici ile satıcı arasında barınma amaçlı konut edinmek için yapılan ön ödemeli konut satış sözleşmesi ve ön ödemeli konut satış vaadi sözleşmesi incelenmiştir.Doctoral Thesis Özel Öğretimde Özel Gereksinimli Öğrencilerin Eğitim Hakkının İhlalinden Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk(Kadir Has Üniversitesi, 2021) Işıl Bağatur, Jülüde; Ceyda Süral, BaharStudents with special needs are defined as individuals who differ significantly from their peers in terms of their personal and developmental characteristics and educational competencies for any reason and this spectrum of the students with special needs includes a variety of individuals from an individual with severely mentally disabled at one end and to a gifted individual. The education of the individuals with special needs in Turkey is regulated both within the general education legislation and by a separate legislation and regulation (Regulation on the Special Education Service) together with the Decree No. 573. In the private schools where education and training is carried out under the supervision and control of the state, although there is no difference in terms of the education of the individuals with special needs, violation of rights are experienced in many different ways during their education, starting from the enrollment to the school. Although these violations of rights were brought to the judiciary, no results were obtained and they became subject to the decisions of the Constitutional Court and the European Court of Human Rights. The scope of this doctoral thesis is limited to the consequences of the violations of rights in private schools with respect to the private law. However, necessary references have been made so that there is no hesitation that it can be applied to private institutions affiliated to the Ministry of National Education such as Special Education Rehabilitation Centers to the extent that it is appropriate. The legislation in force and the general regulations regarding the law of liability in the Turkish Code of Obligations and the provisions on trial and burden of proof in the Code of Civil Procedure do not provide sufficient protection for the students and their families against both public and private schools which are in a stronger position. Yet Turkey, as being party to many international conventions especially the United Nations Children's Rights Convention, has acknowledged and undertakes to make domestic law in this respect. In this doctoral thesis, the violations of the right to education faced by the students with special needs in private schools and the rules of liability law that can be applied to this are investigated, and since the current provisions in the liability law shall not provide sufficient protection, it has been concluded that a separate regulation should be made in the Turkish Code of Obligations or the Special Education Law that is to be enacted, as the duty of care included in the strict liability.Doctoral Thesis Türk Medeni Hukuku'na Göre Türkiye'de Spor Kulübü Dernekleri(Kadir Has Üniversitesi, 2021) Ege, Önder; Erman, HasanIn this period, in which we live the first quarter of the 21st century, sports has become a versatile field of activity that has social and economic functions as well as performing the function of evaluating personal entertainment and leisure. Sports law is linked to many legal disciplines. According to some opinions, the institutions and rules on a global scale and sports law is an independent legal discipline. In our opinion, sports law is not an independent legal discipline yet, but it is moving in this direction. In Turkey, the Civil Code and is criticized by sports clubs be subject to the provisions of the Law on Associations and voiced some opinions by separate legislation was needed. Accordingly, there is no consensus on the "Sports Clubs Law", which has been studied for a long time but cannot go beyond the draft. In this study, sports clubs, the status as an association rule in Turkey Based on the establishment and operate, the structural properties and by examining in detail the legal personality of civil law and sports law limits to get under the spotlight and we have endeavored to debate. As far as possible, the subject of sports clubs has been handled as a whole and efforts have been made to offer legal solutions. In our opinion, many legal problems will be overcome if professional sports clubs are organized on the basis of economic purpose rather than ideal purpose and exit from the field of civil law, and amateur sports clubs continue their legal personality as an association. In the meantime, rather than the regulations of the law of associations that increase bureaucracy, it should be discussed on the regulations that empower the civil society within the limits set out in the Constitution and where the free organization system is implemented. In our opinion, it is possible to develop a concept of modern sports clubs in line with the rules of civil law in the near future. However, academic studies on this subject need to be continued.Doctoral Thesis Türk ve Irak Hukunda Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlu Temerrüdü ve Sonuçları(Kadir Has Üniversitesi, 2019) İsmael, Nassik Taha; Kazmaci, Özge UzunÇalışmamızın amacı; Türk Hukuku ile Irak Hukuku karşılaştırılarak sürekli borç ilişkilerinde borçlunun temerrüdü ve sonuçlarının araştırılmasıdır. Sürekli borç ilişkilerinde borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde fesih, TBK m. 126'da düzenlenmiştir. IMK'de ise fesih hükümleri m. 177 'de düzenlenmiş; ama bağımsız bir başlık altında temerrüt konusu düzenlenmemiş, fesih hükümlerinin içinde yer almıştır. TBK hükümlerine göre sürekli borç ilişkilerinde süresi başlamış ya da başlamamış sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesi ve temerrüdün tüm koşullarının gerçekleşmesi hâlinde; alacaklı, borçlunun temerrüdünün genel sonucu olarak, aynen ifa ve gecikme tazminatı ister veya ifasına başlanmış sözleşmelerde sözleşmeyi feshederek uğradığı olumlu zararın tazminini; ifasına başlanmamış sözleşmelerde ise sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazmini seçme hakkını kullanabilir. Ancak alacaklının aynen ifa ve gecikme tazminatı dışındaki seçimlik haklarını kullanabilmesi, kural olarak, borçluya ek süre verilmesi ve bu süre sonunda hâlen borcun ifa edilmemesi ile mümkündür. Fesih, sürekli sözleşme ilişkisini sona erdirmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik olan bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanılması ile gerçekleşen, etkileri ileriye dönük bir hakkın kullanılmasıdır. Fesih beyanı borçluya ulaştığı andan itibaren geçerli olmaktadır. IMK'de ise bu konuda bazı farklar vardır. Borçlunun temerrüde düşmemesi için, önlemeler ve yaptırımlar öngörülmüştür. Alacaklı, fesih hakkını mahkemeye başvurarak kullanır ve hâkim borçlunun durumuna göre takdir yetkisini kullanarak karar verir.Doctoral Thesis Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının Türk Hukukuna Etkisi(Kadir Has Üniversitesi, 2023) Boz, Duygu Filiz; Kazmaci, Özge UzunTürk hukukunda boşanma kanunda öngörülen sebeplerin varlığı ve hâkimin kararı ile gerçekleştirilmektedir. Yabancı ülke adli makamları tarafından verilen boşanma kararlarının tanınmasına 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesi uyarınca izin verilmiştir. Yabancı ülke idari makamları tarafından verilen boşanma kararlarının tanınması ise mümkün kılınmamıştır. Bu hususa ilişkin olarak ortaya çıkan tartışmaların çözümü Nüfus Hizmetleri Kanunu madde 27/A ve Yabancı Ülke Adli veya İdari Makamlarınca Verilen Kararlarının Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik ile getirilmiş bulunmaktadır. Yeni getirilen bu düzenleme ile yabancı ülke idari makamları tarafından verilen boşanma kararlarının mahkeme yoluna başvurmaksızın nüfus kütüğüne doğrudan tescili ve mahkemeler tarafından verilecek tanıma kararlarına gereksinim duyulmadan Türk hukukunda hüküm doğurması kabul edilmiştir. Çalışmamızda yabancı ülkelerde verilen boşanma kararlarının Türk hukukuna etkisi hem Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun hem de Nüfus Hizmetleri Kanunu ve bu Kanuna bağlı olarak çıkartılan Yönetmelik kapsamında incelenmiş olup yabancı ülke yetkili makamları tarafından verilen boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tescilinin yetkili nüfus müdürlüklerindeki uygulaması ve karşılaşılan sorunlara detaylıca yer verilmiştir.
